Kategori: <span>Kişilik, Duygular ve Davranışlar</span>

Psikolojik Danışmanlık

Özgüven Eksikliği Nasıl Giderilir?

Özgüven Eksikliği Nasıl Giderilir

Özgüven eksikliği başlıca insanların problemlerinden biridir. Yıllar geçtikte teknolojinin de gelişmesiyle insanlar özgüven eksikliği yaşamaya başlıyor. Öncelikle Özgüven ne demek: Özgüven, Kişinin kendi yapabileceklerinden şüphe edip yapamamasıdır.

Özgüven Eksikliğinin giderilmesinin bazı yolları vardır;

  •  Size zarar veren ilişkilerinizi düzenlemek

 İnsanların özgüvenini azaltan ve tamamen yok eden en büyük etkenlerden biri kötü arkadaşlar. Bu kişiler genelde sizin arkadaşınız gibi gözükür ama size oldukça büyük zarar verir. Yaptığınız hareketleri eleştirmeye başlar. Siz doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi yaptıysanız bile bu insanların eleştirisi yüzünden kendinizi sorgulamaya başlarsınız. Bir zaman sonra tamamen onlara yenik düşüp “Ben başarısız bir insanım” dersiniz. Böylece olan özgüveninizi yok ederler. Çevrenizde sizin kararlarınızı sorgulayıp, sizi desteklemek yerine size hakaretler eden kişilerden kurtulmanız gerekir. Kurtulduktan sonra anlayacaksınız ki, kendinizi kötü hissetmenize sebep olan en büyük şeylerden biri kötü düşüncelerdir.

  • Hobi Edinmek

 İlgi duyduğunuz veya yapmak istediğiniz bir hobiniz var ise beklemeyin. Bir an önce onu yapmak için gereken hazırlıkları yapın. Bilimsel araştırmalara göre insanlar yapmak istedikleri şeyi başarınca mutlu olup kendilerine olan inancı artmaktadır.

  •  Kötü düşüncelerden kurtulmak

 Kendi içinizde kurduğunuz algıları yıkmanın zamanı geldi, “Ben başaramam” , “Hiç bir zaman bu kadar iyi olamayacağım” gibi kendinizi motive etmek yerine üzecek düşüncelerden uzak durmanın vakti geldi. Artık o düşüncelerden kurtulup kendinizi motive etmelisiniz. ” Ben bunu başaracağım” , “İstediğimi elde edene kadar durmayacağım” gibi sözler kullanmanız gerekiyor.

  •  Dış Görünüş ve Kişisel Bakıma dikkat etmek

 İnsanların özgüvenini yok eden şeylerden biri de aynaya geçtiğinde kendilerini beğenmemeleri veya karşısındaki kişinin onun dış görünüşüne söylediği olumsuz cümlelerdir. Kişisel gelişim için bu çok önemlidir. Artık insanların laflarını yutturma vakti geldi. Elbise dolabınızı tekrardan kendi zevkinize göre baştan aşağıya düzenleyin, Düzenli olarak duş almaya başlayın ve aynaya baktığınızda kendinizde olan değişimi fark ettim deyip kendinizle gurur duyun.

  •  Başardığınız şeylere tekrar tekrar bakın

 Başardığınız olan şeyleri her gün görüp okuyabileceğiniz bir yere yazın veya asın. Her gün bir kere başardığınız şeyleri okumak sizi motive edip, “Ben bunları başardıysam, daha iyilerini de başarabilirim” dedirttirecektir.

Kalabalık Ortamlarda Bulunmaktan Korkmak
Psikolog Seçimi Nasıl Yapılır?

Alışveriş Bağımlılığı

Alışveriş Bağımlılığı

Günlük hayatımızın en önemli bir parçası olan alışveriş hayatı, sadece ürün satın almak için değil, eğlence ve kendini ödüllendirme gibi bazı anlamlar da ifade edilebilir. İnsanların ihtiyaçlarını karşıladığı bu ihtiyaçlar kontrolden çıktığı zaman sorunlara neden olmaktadır. Bu ortaya çıkan sorunlardan birisi de alışveriş bağımlılığıdır. Alışveriş bağımlılığı, sürekli olarak bir şeyler satın almak için oluşan içsel dürtülerin kontrol altına alınamaması olarak tanımlayabiliriz. İşte tamda bu noktada alışveriş bağımlısı olan bireyler, alışveriş için verdikleri kararları normal müşterilere oranla daha fazla mağaza ortamında vererek, aldıkları birçok ürünü daha az kullanmaktadır.

Alışveriş bağımlısı olan bireyler satın aldıkları üründen ziyade, satın alma sürecinde ortaya çıkan durumdan haz almaktadır. Bu açıdan bireyler, sürekli bir şeyler satın almayı isteyerek, para harcamayı ihtiyaç haline getirmiştir.  

Alışveriş bağımlılığına göre tüketici davranışları “plansız şekilde satın alma”, “iç güdüsel satın alma” ve “zorlayıcı olarak satın alma” olarak üç alt başlık altında incelenmektedir.

  • Plansız satın alma:Genel olarak bireyin mağaza ortamından etkilenilmesi durumunda ve zaman ürünü gördüğü anda ihtiyacının farkına varılması gibi sebeplerle gerçekleşmektedir.

 

  • Güdüsel satın alma:Bu modelde ise, tüketicilerin bir üründen vazgeçemediği içsel dürtülerden kaynaklanmaktadır.

 

  • Zorlayıcı dürtüsel satın alma:Zorlayıcı dürtüsel modelde tüketicilerin kaygı ve sıkılma gibi durumlarda ortaya çıkan satın alımları olarak açıklanır.

 

Alışveriş Bağımlılığı Tanı Ölçütleri Nelerdir?

Alışveriş bağımlılığı modeli DSM-V sınıfına alınmadığından dolayı kesin tanı ölçütü yoktur. Bununla ilgili olarak McElroy ve ekip arkadaşları 1994 yılında yapmış oldukları çalışmalarında alışveriş bağımlılığına ait şu tanı ölçütlerini kullanmışlardır.

  1. Sürekli dayanılmaz halde rahatsız edici yaşanan satın alma dürtülerinin olması.
  2. İhtiyaç olmadığı halde sürekli bireyin bir şeyler satın alması, maddi durumun el verdiğinden daha çok şey satın alması veya niyetlendiğinden daha fazla sürede alışveriş yapması şeklinde; uygunsuz satın alma dürtülerinin olmasıdır.
  3. Ortaya çıkan bu durumun toplumsal açıdan ve mesleki faaliyetlerde sorunlara ve maddi problemlere sebep olmasıdır.
  4. Alışveriş bağımlılığının davranışının yalnızca hipomani zamanlarında ortaya çıkmış olmamasıdır.

Psikolojik destek almak için psikolog profillerimizi inceleyebilirsiniz.

Narsistlik Nedir?

Narsistlik Nedir

Narsizm, kaba tabir ile kişinin kendine tapması demektir. Kendi duygularını, düşüncelerini, hareketlerini önemseyen; başkasının ne düşündüğü dahi umutların da olmayan kişilere söylenen ruhsal bir bozukluktur. Bu bozukluğun tıp adındaki dili Narsizmdir, bu davranışları gösteren kişilere de narsist denir.

Kişinin kendine aşık olması olarak da açıklanan bu duruma sahip olan insanlar toplumda çok sık şekilde görülmemektedirler (yüzde bir.).

İlk olarak 1968 yılından açıklanan, literatüre giren bu rahatsızlığın bir diğer ismi de megalomanidir. Kısa adı NKB olan Narsistik Kişilik Bozukluğuna sahip olan kişiler kendi ellerinde bulunan güç ve kuvveti başkalarını ezmek için kullanırlar, kendilerini herkesten daha prestijli ve üstün görürler ve bunu bir yaşam biçimi haline getirmekten zevk alırlar. Onlara göre onlardan daha düşük seviyede olan insanların hiçbir değeri yoktur. Narsistlik nedir sorusuna kısaca cevap verdik, gelin bir de narsist kişilerin genel özelliklerine bakalım.

Narsistlerin Genel Özellikleri

  • Hiç kimseyi dinlemezler, kendi kafalarına göre hareket etmeye bayılırlar. Sizi dinleseler bile ya eksik dinlerler ya da sırf sözünüzü bitirin diye sizi beklerler.
  • Kurallar umurlarında değildir. Bu kişilerin yalnızca kendi kuralları vardır.
  • Cömert gibi gözükürler ancak bu cömertliklerinin altında yatan neden, size para ödetmeyerek sizi ezmek ve sizi ona kendilerine karşı mahcup hale getirmektir.
  • Narsistlerin genel özelliklerinden birisi de her zaman en güzel, en özel, en zeki ve en yakışıklı kişinin kendileri olmalarıdır. Onlara göre dünya üzerinde bulunan bütün ‘en’ler onlara aittir.
  • Utanma hisleri aşırı zayıftır. Böyle bir duygudan yoksun şekilde yaşarlar, çoğu zaman çevrelerindeki insanlar onlar adına utanırlar.
  • Ukaladırlar ve eleştiriye kesinlikle gelemezler. Onları eleştirdiğiniz de ya da onlara ters bir davranış gerçeklestirdiginiz de karşınızda birer canavar buluverirsiniz.
  • Narsistlerin genel özellikleri başlığında değinecegimiz son madde, arkadaşlarının da onlar gibi muhteşem olmaları. Onlara göre en iyi arkadaş gurubuna onlar sahiptirler.

Narsistligin Tedavisi

Narsistligin Tedavisi yapılırken ilaç kullanılmaz. Hasta, dinamik psikoterapi ile tedavi edilir. Burada psikoloğun sabırlı ve deneyimli olması önemlidir zira narsist hastalar çok zor hastalardır. Psikologlardan dahi kendilerini övmelerini, taktir etmelerini isterler.

Psikologlar narsistliğin tedavisi sırasında kişinin kendisinin övülmesine ihtiyaç duyduğunu kişinin farkına varmasını sağlar. 2 ila 4 sene arasında süren bu tedaviler boyunca psikolog kişinin ruhunda yarattığı sahte kişilikleri bir bir yıkmaya çalışır.

Diyet Psikolojisine Nasıl Girilir?

Zayıflama Psikolojisi ne Nasıl Girilir ?

Zayıflama Psikolojisine Nasıl Girilir?

Zayıflama psikolojisi fiziksel olduğu kadar zihinsel bir yolculuktur. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, kilo vermek için doğru psikolojiyi benimsemek, diyet listelerinden ve egzersiz programlarından daha önemlidir. Eğer zihin bu süreci benimsemezse, kısa süreli başarılar uzun vadede sürdürülemez. Peki, zayıflama psikolojisine nasıl girilir ve bunu nasıl kalıcı hale getirebiliriz? İşte kendi yolculuğumdan edindiğim tecrübeler ve bilimsel destekli öneriler.


1. Zayıflamak Psikolojisi İçin Önce Zihnini Hazırla

Ben de diğer pek çok insan gibi sayısız diyet denedim ama çoğu başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun nedenini çok sonra anladım: Zihin değişime hazır değilse, beden de ona uyum sağlamaz.

  • Öncelikle, neden zayıflamak istediğinizi net bir şekilde belirleyin. Daha sağlıklı olmak mı istiyorsunuz, daha iyi hissetmek mi, yoksa özgüveninizi artırmak mı?
  • Kendi kendinize “Neden kilo vermek istiyorum?” sorusunu sorun ve cevabınızı bir deftere yazın.
  • Gerçekçi hedefler koyun. Örneğin, 10 kilo vermek yerine önce 2 kilo vermeyi hedefleyin ve adım adım ilerleyin.

2. Motivasyon Kaynağınızı Bulun

Zayıflama sürecinde motivasyon dalgalanabilir. Bunu önlemek için sizi motive eden güçlü bir neden bulun.

  • Görselleştirme tekniklerini kullanın. Örneğin, istediğiniz kiloya ulaştığınızda nasıl görüneceğinizi hayal edin.
  • İlham veren hikâyeler okuyun. Benim için en büyük ilham, daha önce kilo vermeyi başaran insanların hikâyeleri oldu.
  • Kendi başarınızı kutlayın. Küçük başarılarınızı (örneğin, 3 kilo verdiğinizde) ödüllendirerek süreci daha keyifli hale getirin.

3. Kendi Beslenme Alışkanlıklarını Tanı

Bazen kilo almanın arkasında duygusal yeme alışkanlıkları yatıyor olabilir. Ben de fark ettim ki, stresli anlarda farkında olmadan daha fazla yemek yiyordum. Bunu fark ettiğimde şu adımları uyguladım:

  • Aç olup olmadığımı anlamak için su içerek ve 10 dakika bekleyerek karnımın gerçekten aç olup olmadığını sorguladım.
  • Duygusal açlık hissettiğimde yemek yerine yürüyüş yaptım ya da sevdiğim bir müzik dinledim.
  • Atıştırmalıkları sınırlandırmak için göz önünde bulundurmadım. Çekmecemde çikolata varken diyet yapmak zor oluyordu.

4. Diyet Yapmak Yerine Sağlıklı Beslenmeyi Benimse

Daha önce defalarca sıkı diyetler yaptım ve her seferinde başarısız oldum. Çünkü sürdürülebilir değildi. O yüzden diyet yapmak yerine sağlıklı beslenmeyi bir yaşam tarzı haline getirmek gerekiyor. Bunu başarmak için:

  • Kendinizi yasaklarla boğmayın. Yasaklı yiyecekler sadece daha fazla arzu uyandırır.
  • Öğün atlamayın. Açlık krizlerine girmemek için düzenli ve dengeli beslenin.
  • Su tüketimini artırın. Su içmek metabolizmayı hızlandırır ve açlık hissini azaltır.

5. Egzersizi Bir Zorunluluk Değil, Keyif Haline Getirin

Egzersiz yapmayı uzun süre sevemedim çünkü hep bir zorunluluk olarak gördüm. Ancak sevdiğim aktiviteleri keşfettikçe egzersiz yapmak daha keyifli hale geldi.

  • Eğer spor salonuna gitmeyi sevmiyorsanız, dans edin, doğada yürüyüş yapın, yüzmeye gidin ya da evde YouTube’dan eğlenceli antrenman videoları izleyin.
  • Günlük aktivitelerinizi artırın. Örneğin, asansör yerine merdiven kullanın, kısa mesafelere yürüyerek gidin.
  • Egzersizi stres atmak için bir araç olarak görün. Bu şekilde spor yapmayı zorunluluk değil, bir rahatlama yöntemi olarak benimseyebilirsiniz.

6. Zihinsel Güçlü Kalmak İçin Alışkanlıkları Güçlendirin

Zayıflama psikolojisi’nde en büyük engellerden biri motivasyon kaybı ve eski alışkanlıklara geri dönmektir. Ben de bu süreci sürdürebilmek için şunları yaptım:

  • Bir günlük tuttum. Yediğim yemekleri, nasıl hissettiğimi ve gün içindeki fiziksel aktivitelerimi not aldım.
  • Olumlu düşünmeye odaklandım. Kilo vermek yerine, “Sağlıklı bir yaşam tarzı geliştiriyorum” diyerek sürece daha pozitif yaklaştım.
  • Kendi hatalarımı affettim. Eğer diyeti bozarsam, kendimi suçlamaktan vazgeçip ertesi gün tekrar devam ettim.

7. Zayıflama Psikolojisi En Sık Yapılan Hatalar

  1. Aç kalmak: Çok düşük kalorili diyetler yapmak metabolizmayı yavaşlatır ve kilo vermeyi zorlaştırır.
  2. Mükemmeliyetçi olmak: Küçük kaçamaklar yapıldığında motivasyonu kaybetmek yerine, süreci esnek yönetmek daha önemlidir.
  3. Hızlı sonuç beklemek: Zayıflama süreci bir maraton gibidir, sabırlı ve kararlı olmak gerekir.
  4. Tek tip beslenmek: Sürekli aynı yiyecekleri tüketmek, vücuda gerekli besin öğelerini sağlamadığı için sürdürülebilir değildir.

Zayıflama psikolojisi en önemli şey, psikolojik olarak bu sürece adapte olmak ve sağlıklı alışkanlıkları sürdürülebilir hale getirmektir. Eğer bu süreci bir zorunluluk olarak görürseniz, kalıcı bir başarı sağlamak zorlaşır. Ancak, sağlıklı beslenmeyi ve hareket etmeyi hayatınızın bir parçası haline getirirseniz, hem fiziksel hem de zihinsel olarak daha iyi hissedersiniz.

Kendi deneyimimden öğrendiğim en önemli şey şudur: Zayıflamak, sadece kilo vermekle ilgili değil, sağlıklı bir yaşam tarzına geçiş yapmaktır. Bunu başarmak için, önce zihnimizi bu değişime hazırlamamız gerekiyor. Eğer siz de benim gibi pek çok diyet denediyseniz ve başarısız olduysanız, belki de sorunun diyetlerde değil, zihinsel hazırlıkta olduğunu fark etme zamanı gelmiştir!

Eğer gerçekten değişmek istiyorsanız, kendinize inanın, sürecin tadını çıkarın ve en önemlisi sabırlı olun!

Psikolojik Destek almak için bize ulaşın.

 

Psikolojik Test - Projektif Testler Nelerdir?

Psikolojik Test – Projektif Testler Nelerdir?

Psikolojik Test - Projektif Testler Nelerdir?
Psikolojik Test - Projektif Testler

Projektif Testler

Önceki yazımda sizlere psikolojik değerlendirme araçlarından testleri iki alt başlıkta incelendiğini ve bu alt başlıkların objektif test ve projektif test alt başlıkları olduğunu anlatırken objektif testleri anlatmaya çalışmıştım. Bu yazımda ise sizlere projektif testlerden bahsedeceğim. Projektif test kavramı ilk defa 1939 yılında Lawrence Kelso Frank tarafından kullanılmaya başlanmıştır ve bu kavram Sigmund Freud’un dinamik kuramına dayanır. Yansıtma adı verilen savunma mekanizması kişiye rahatsızlık veren düşüncelerini, kabul etmenin zor gelebileceği fikirlerini ve karşısındakilere ifade etmesinin rahatsız edici olabileceğini düşündüğü duyguları dışarıya yansıtarak bu savunma mekanizmasından faydalanılmaya çalışılmaktadır. Projektif testlerin genel amacını kısaca özetlemek gerekirse kişilere belirsiz bir uyarıcı vererek onların duyguları, düşünceleri ve fikirlerinin cevaplarındaki yansımalarını tespit etmektir.

Projektif testler çocuk, genç veya yetişkin bireylere uygulanabilmekle birlikte kullanılan yöntemler ve yorumlama şekilleri farklılık gösterdiği söylenebilir. Yine birçok gizil travma ve sağlıklı baş edilmeyen yas süreçleri gibi çeşitli konularla ilgili bilgi verebilmekle birlikte tanı ve tedavi planı geliştirilirken projektif testlerden faydalanabilir.

Projektif testlerin genel özelliklerinden bazıları ise:

  • Doğrudan olmayan yöntemlerdir, sorudan veya görselden öte bireylerin verdiği cevaplar çok önemlidir.
  • Objektif testlerde olduğu gibi evet veya hayır gibi sınırlı cevaplar yerine sınırsız bir cevap özgürlüğü vardır, bireylerin uyarıcıya verdiği cevap tamamen kendisine hastır.
  • Projektif testlerdeki uyarıcılar herhangi bir nesne veya şeyi ifade etmezler genellikle belirsiz şekillerdir ve bu belirsiz şekillerin kişide yarattığı izlenimin bireyin duygu ve düşüncelerini yansıtacağı düşünülür.
  • Benliğin bütün boyutlarıyla ilgili bir değerlendirme hâkimdir.
Psikolojik Test - Projektif Testler Nelerdir?
Projektif Test Nedir? - Ankara Uzman Terapi

Alanda en sık kullanılan projektif testler Rorschach Testi ve Tematik Algı Testidir (TAT).

Rorschach Testi

Herman Rorschach tarafından 1921 yılında geliştirilmiştir. Bu testte bireylere 5’i renkli ve 5’i renksiz olmak üzere toplam 10 tane simetrik mürekkep lekesi olan görsel gösterilir. Test bireylerin mürekkep izlerinin ortaya çıkardığı şekilleri algılamalarını inceler ve birçok farklı tanılı hastaların birbirinden çok farklı cevaplar verdiğini söylemek mümkündür.

 

Tematik Algı Testi (TAT)


Bu test ise Henry Murray ve Christiana Morgan tarafından 1934 yılında geliştirilmiştir. Bu testte ise danışana 30 kart gösterilir ve bu kartların her biriyle ilgili hikâyeler anlatması teşvik edilir. Bu testten beklenen ise bireyin hikâye yazarken kahramanıyla özdeşim yapması ve kahramana atfettiği duygu ve düşüncelerin onun duygu ve düşüncelerini yansıtmasıdır.

Psikolojik Testler Nelerdir?

Psikolojik Testler Nelerdir?

Psikolojik Testler Nelerdir?
Psikolojik Testler - Objektif Testler

Objektif Testler

            Psikolojik değerlendirme araçlarından biri olan psikolojik testleri iki alt başlıkta incelemek mümkündür bu alt başlıklar; objektif testler ve projektif testler alt başlıklarıdır. Bu yazımda size objektif testlerden bahsedeceğim. Objektif testler zekâ, algı veya kişilik özelliklerini ölçmeyi hedefleyen ölçüm araçlarıdır. Bunun yanı sıra uzmanın gerekli gördüğü durumlarda tanı şüphesi varsa çeşitli ölçekler veya envanterlerin uygulanması gerekebilmektedir. Objektif testler kendi içinde üç alt başlıkta incelenirler bunlar sırasıyla; yapılandırılmış maddelerden oluşan testler, yarı yapılandırılmış maddelerden oluşan testler ve yapılandırılmamış maddelerden oluşan testler şeklindedir.

  • Yapılandırılmış maddelerden oluşan testler sıklıkla aşina olduğumuz çoktan seçmeli cevaplandırma, doğru/yanlış yargıları ve eşleştirmeli cevapların olduğu testlerdir
  • Yarı yapılandırılmış maddelerden oluşan testler genellikle kısa cevapların yer aldığı veya boşluk doldurmalı ifadelerin olduğu testleri ifade etmektedir.
  • Yapılandırılmamış maddelerden oluşan testler ise sorulara açık uçlu cevaplar beklenen yazılı veya sözlü olarak ifade edilmesi gereken yanıtları kapsarlar.
  • Bu kısımda ise hangi ölçme aracının kullanılması gerektiğine birçok değişken göz önünde bulundurularak uzman tarafından karar verilmektedir.

Kısaca objektif testlerin tarihçesinden bahsetmek gerekirse psikolojinin tarihi ile paralel bir yol izlediği söylenebilir. 1879 yılında Wilhelm Wund tarafından ilk deneysel psikoloji laboratuvarı açılmıştır ve bununla birlikte ilk kez algı, dikkat ve tepki zamanı gibi değişkenler “sistematik” bir biçimde ölçülmeye başlanmıştır. 1888 yılında ise Psikolog James Mckeen Catell yayınlarından birinde “zekâ testi” tanımını kullanmıştır. Daha sonra bu çalışmalar Alfred Binet ve Theodore Simon tarafından daha farklı bir tarafa çekilerek Fransız okul sisteminin kullanması için ilk “zekâ testini” geliştirmişlerdir. 1905’te yayınlanan ilk Binet-Simon ölçeği 30 sorudan oluşmaktaydı ve günümüze kadar sıklıkla güncellenerek geliştirilmeye devam ettiği söylenebilir. Yani zekâ testlerinin psikolojik ölçüm araçları arasında neredeyse en eski ve en sık çalışılan konulardan biri olduğunu söyleyebiliriz.  

Alanda en sık kullanılan zekâ testleri ise

Wechsler Çocuklar İçin Zekâ Ölçeği (WISC-IV)


6-16 yaşları arasındaki çocukların ve ergen bireylerin zihinsel beceri ve yeteneklerini değerlendirmek için kullanılır ve zekâ testleri arasındaki en güncel testlerden birisidir. Testin amacı çocuğun veya ergenlik dönemindeki gencin zeka düzeyini tespit etmektir ancak bunun dışında sözel, algısal becerilerini ölçer ve zaman yönetimi, dikkat, konsantrasyon ve hafıza becerilerini de kapsamlı bir şekilde değerlendirmemize yardımcı olur.

Stanford-Binet Testi


Bu test ise 2-6 yaş aralığındaki çocuklara daha sık uygulanır ve çocuğun ince motor becerileri, el-göz koordinasyon becerisi, görsel ve işitsel hafızası hakkında detaylı bilgi vererek mantıklı düşünme becerilerinin akranlarının becerileriyle kıyaslanmasına olanak sağlar.

Alanda en sık kullanılan objektif test ise

Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI)


Bu test dünyada en sık kullanılan yetişkin kişilik ve psikopatoloji testidir. Test 16 yaş ve üstü okuma-yazma bilen herkese yapılabilir testin amacı ise ayırıcı tanı koymak, tedavi planı oluşturmak veya işe alımlarda en uygun personel seçimini yapmak amacıyla kullanılır. Test kişiliğin birçok alanıyla ilgili oldukça detaylı bilgi verse de dezavantajı 566 maddeden oluşuyor olmasıdır. Bu 566 maddeye verilen evet veya hayır cevapları kişi hakkında oldukça detaylı bir bilgi verir ve klinik gözlemle birleşen bu bilgi tedavi planının hazırlanmasında kritik bir önem taşır.

Psikolojik test yaptırmak için randevu oluşturun.

Ankara Ümitköy Psikolog randevusu için tıklayın.

Egoistlik Nedir?

Egoistlik Nedir?

Egoistlik Nedir?
Egoistlik Nedir? Ankara Uzman Terapi

Egoistlik Nedir?

Egoistlik, yalnızca kendini düşünmek, başkasının önemli olmaması demektir. Bir nevi psikolojik rahatsızlık olan bu düşünce şekli, toplumda günlük ilişkilerde sorunlara, iletişim de kopukluklara yol açabilir. Dilimize Fransızcadan girmiş olan egoist kelimesi, bencil demektir. Egoist kişiler genel olarak kendini beğenmiş, ukala, gayet kindar, öfkeli, burnu büyük ve kindar olurlar. Bir şeyden bahsedecekleri zaman ilk cümleleri ‘ben’dir. Hatalarını kabul etmeyen bu insanlar, kendilerini hep en iyiye ve en güzele layık görürler. Kendilerinin benzersiz insan olduklarını düşünen egoistler, bu anlattıklarımızdan dolayı çevrelerinde pek sevilen insanlar değillerdlr. Genellikle insanlar ona ya sabrederler ya da mecburiyetten dolayı katlanırlar. Egoist insanlara göre dünya onların etraflarında döner, kendilerini herkesten üstün görürler. Narsistliğe de yakın olan bu psikolojik davranış, tamamen ben merkezci bir yapıya sahiptir.

Egoist İnsanların Özellikleri Nelerdir

Egoist insanların özelliklerine yukarıda biraz değindik, şimdi bu başlık altında biraz daha geniş şekilde işleyelim. Egoist insanların özellikleri şunlardır:

  • Kişisel gelişimden tamamen uzaklardır
  • Kendilerini, fikirlerini kusursuz bulurlar
  • Daima kendilerini övüp, aynı şekilde etraftan da övgü beklerler.
  • Kibirlerinden ötürü yalnız kalmış insanlardır.
  • Merhamet duyguları gelişmemiştir.
  • Diğer insanlardan daima kötü bir şekilde bahsederler.
  • Egoistler kendileri dışında kimseyi düşünmezler
  • Mantıktan, gerçeklikten uzak bir hayal dünyasında yaşarlar
  • Bir şey istediği zaman başkası için değil, yalnızca kendisi için isteyen insanlardır.
  • Hayatta en çok kendisini seven, başkalarının düşüncelerini önemsemeyen
  • Hiçbir şeyini paylaşmayan, cimri insanlardır.

Egoist insanların özelliklerini kaba taslak anlattık, gelin şimdi bir de egoistlik nasıl atlatılır ona bakalım.

Egoistliği Nasıl Atlatırız?

Bunun için yapmamız gereken ilk şey, hayatımızdan ‘ben’ kelimesini çıkarıp atmak. Yapılan şeylere karşı burun bükmemek, başkalarını taktir etmeyi bilmeyi öğrenmek gerekir. Bir şey yapacağınız zaman bu benim yararıma mı yoksa toplumun yararına mı diye düşünün, sonrasında ona göre hareket edin. Etrafınızdaki herkesi sizin birer hizmetçinizmiş gibi görmeyi bırakın, onların da birer birey ve insan olduğunu fark edin. İnsanları aşağılamayın ve küçük düşürmeyin. Egoistliği atlattıkça hayattan zevk alacaksınız, hayattan zevk aldıkça etrafınızdakiler de hayattan zevk alacaktır..

Egoistlik Nedir?
Egoistlik nedir?

Ankara Çankaya Psikolog Tavsiyeleri için psikologlarımız sayfasını inceleyebilir hemen randevu oluşturabilirsiniz.

Psikoloji Ne Demek? ihanet Nedir?

Psikoloji Ne Demek? ihanet Nedir?

Psikoloji Ne Demek? ihanet Nedir?
İhanete Uğramak Ve Psikoloji

İhanete Uğramak Ve Psikoloji

Arapça kökenli olan ihanet kelimesinin farklı birden fazla anlamı mevcuttur. Bazı tanımlarda hainlik savunduğu düşünceden ya da görüşten vazgeçen ya da tabiri caizse yarı yolda bırakan kişilere adlandırılan bir sözcüktür. Bir farklı tanımda ise, aldatan, sadakatsiz olan veya bir topluma, ülkesine kötülük eden kişilere verilen bir sözcüktür. Bir insanın güvenini yıkan kimselere verilen bir tabir olan ihanet sözcüğü oldukça yaygındır. İhanete uğramak ise, bir kimse ya da bir grup, topluluk tarafından yarı yolda bırakılan veya aldatılan kişilerin bulunduğu duruma verilen cümledir. Sadakatsizlik gören kişilere atfedilmektedir.

Psikoloji Ne Demek?

Kökeni Latinceden gelen Fransızca da psychologie Türkçede ruhbilimi olarak telaffuz edilen bir sözcüktür. Toplum ya da insan davranışlarının altında yatan sebeplerle bir bağlantı kurarak araştırma ve inceleme yapan psikoloji, toplumun temelinde yatan sorunların birçoğunun da insanların sergilediği davranışların altında yattığını açıklar. Psikoloji öznel ve nesnel olarak iki ayrı yöntem ile araştırmalarını ve incelemelerini sürdürür. Öznel yöntemde içebakışa dayanarak konuları sezgi ya da iç düşünme yolu ile insanın kendi kendini gözlemlemesini inceler. Nesnel yöntemde ise dış gözleme dayanarak ortaya konulan davranış gözlenmesinde inceleme yapar. Birçok konuya açıklık sağlayan psikoloji, insan kişiliğini, duyumlarını ve algılarını, öğrenme sürecini ve şeklini, belleğini ve anılarını, tepkilerini, hareketlerini, komplekslerini, isteklerini ve hatta düşüncelerini tek tek inceleyerek insanın faydasına bir sonuç ortaya koyar.

Psikoloji Ne Demek? ihanet Nedir?
Ankara Psikolog - Psikoloji Ne Demek?

İhanete Uğramak ve Psikoloji

İnsanın sergilediği her türlü davranışı inceleyen bir bilim olan psikoloji sergilenen davranışın nedenini de açıklayabilmekte. İhanete uğrayan bir kişi ya da grup ya da ülke psikolojisi uğradığı sadakatsizliğe karşı farklı tutumlar sergileyebilir. Bu sergilenen tutumlar uğranılan ihanete karşı farklılık göstermektedir. Örneğin aldatılan bir kadın veya erkek, yaşadığı üzüntü ve acı ile intikam hırsına bürünebilir. Ya da ihanete uğrayan eğer bir ülke ise bir tür operasyon düzenleyerek uğradığı sadakatsizliğe karşı cezalandırma yapabilir. Bunun gibi birçok eylem ihanet sonucunda gerçekleşebilir. Her davranışın çoğu olayın psikoloji ile ilişkisi olduğu gibi ihanete uğramanın da ihanet- psikoloji ile ilişkisi vardır.

Ankara Çankaya Psikolog Önerileri

Ankara Psikolog randevu ve özgeçmiş incelemek için psikologlarımız sayfasını inceleyebilir randevu için iletişime geçebilirsiniz. Evinizdeki Psikolog !

Kayıp ve Yas

Kayıp ve Yas

Kayıp Ne Demek?

Kayıp kelimesinin Türkçede anlamı kaybolma, yitip gitme gibi anlamlara sahiptir. Bir nesne ya da canlının kaybolması veyahut kaybedilen yani ölen bir canlı için Türkçeye yerleşmiş bir kelimedir. Mecaz anlamda ruhun kaybolma anlamına da gelmektedir. Örneğin bir kişinin depresyona girmesi ya da bıkkınlık hissine kapılması taktirde ruhen bulunduğu ortama ait olamama durumu anlamı taşımasıdır. En bilindik anlamı olan kayıp kelimesi bir insanın, hayvanın ya da bir eşyanın kaybolması olarak telaffuz edilmektedir. Bunların haricinde bir olayın gerçekleşmemiş olması da kayıp olarak sayılmaktadır. Örneğin matematiğin hiç keşfedilmemiş olması dünya için büyük bir kayıp halini taşıyabilirdi.

kayıp ve yas
kayıp ve yas

Yas Ne Demek?

Yas, bir kişinin ölümü ile gerçekleşen acı ve yaşanan bu acıyı belirten davranışlar, ağıtlar gibi eylemlere verilen genel bir addır. Bir diğer adı ile matem olarak bilinmektedir. Eski Türklerde de yas eylemi günümüzde de benzer özelliği taşımaktadır. Ağıt gibi ölen kişi arkasından sergilenen eylem eski Türklerde de mevcuttur. Tarih boyunca anlamı değişmeden modern çağın içerinde var olan yas tutma birçok toplum için önemli ve çok fazla özen gösterilen bir durum halindedir. Sadece bir insanın ölmesi ile değil aynı zamanda bir hayvanın da ölmesi üzerine yaşanan bir üzüntü ve acıda yas olarak sayılmaktadır. 

Kayıp ve Yas

Bir canlının ya da nesnenin “kaybolması” sonucu duyulan acı ve bir kişinin ölmesi sonucu duyulan acı birbiri ile ilişkilidir. Yas sadece bir kişinin ya da hayvanın ölmesi sonucu sergilenen bir davranış biçimi değil aynı zamanda bir insanın ya da sahiplenilmiş bir hayvanın “kaybolması” sonucunda sergilenen bir davranış biçimidir. Çünkü yaşadığı belli olmayan kayıp kişi veya hayvan yakını ya da sahibini üzüntü ve acıya boğar. Bu sebeple oluşan bu kedere de Kayıp ve yas denilebilir. 
Kaybolan insanlar, kediler, köpekler gibi canlıların kayıp olarak sayılması haricinde, hayatını kaybetmiş bir insan, evcil hayvanlar vs. canlılarında geride bıraktığı yakınları veya sahipleri için yaşanan bir kayıp olarak nitelendirilir. Yani nasıl ki yas sadece ölen canlılar için sergilenen bir eylem değilse aynı şekilde kayıp da sadece kaybolmuş canlılar ve nesneler için kullanılmaz.

Kayıp ve Yas Durumlarında yaşanan psikolojim nasıl düzelir sorusunu cevap olarak psikolog larımızdan destek alarak bu süreci daha sağlıklı atlatabilirsiniz.

Randevu Al

Psikolojide hissizleşmek

Psikolojide Hissizleşmek Nedir?

Psikolojide Hissizleşmek Nedir? Bazı dönemlerde insan kendisini duygusal olarak boşlukta hissedebilir. Eskiden üzüldüğü …

psikolojide kelebek etkisi nedir?

Psikolojide Kelebek Etkisi Nedir?

Psikolojide Kelebek Etkisi Nedir? Psikolojide kelebek etkisi, küçük gibi görünen olayların zamanla insan hayatında …

Bunalınca ne yapmalı

Bunalınca Ne Yapmalı?

Bunalınca Ne Yapmalı? Bazı dönemlerde insan kendisini zihinsel olarak sıkışmış, duygusal olarak yorgun ve hiçbir …