Blog

ankara-psikolog

Ankara Psikolog – Uzman Klinik Psikolog Desteği

Ankara Psikolog – Uzman Klinik Psikolog Desteği

🌿 Kendinizi Daha İyi Hissetmenin İlk Adımı

Ankara Uzman Terapi, bireysel ve çift terapilerinde uzman klinik psikolog kadrosuyla, her bireyin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen profesyonel bir psikolojik danışmanlık merkezidir.
Günümüzün yoğun temposunda yaşanan stres, kaygı, depresyon veya ilişkisel problemler karşısında güvenilir bir terapist desteği almak artık çok daha kolay.
📍 Merkezimiz Ankara’da olup, yüz yüze ve online terapi seçenekleri sunuyoruz.


💬 Sunulan Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri

Hizmet Türü Açıklama
Bireysel Terapi Kaygı bozuklukları, depresyon, panik atak, özgüven sorunları ve yaşam yönlendirmesi üzerine çalışmalar yapılır.
Çift ve Evlilik Terapisi İlişki problemleri, iletişim sorunları ve güven temelli konularda profesyonel destek sağlanır.
Çocuk ve Ergen Terapisi Ergenlik dönemi problemleri, sınav kaygısı, dikkat eksikliği, öfke kontrolü gibi alanlarda terapiler sunulur.
EMDR Terapisi Travmatik yaşantıların duygusal yükünü azaltmak için göz hareketleriyle yapılan etkili bir terapi yöntemidir.

👩‍⚕️ Uzman Klinik Psikologlarımız

Her biri kendi alanında deneyimli, lisanslı ve süpervizyon destekli çalışan uzman ekibimiz:

  • Uzm. Psk. Umut Bey – EMDR ve Bireysel Terapi alanında uzman

Her danışan süreci gizlilik esasına uygun olarak yürütülmektedir.


🔄 Terapi Süreci Nasıl İlerler?

  1. İlk Görüşme: Danışanın ihtiyaçları değerlendirilir.

  2. Planlama: Uygun terapi yöntemi ve sıklığı belirlenir.

  3. Terapi Süreci: Hedef odaklı seanslar haftalık veya iki haftada bir uygulanır.

  4. Değerlendirme: Sürecin ilerleyişi düzenli olarak gözden geçirilir.


💸 Psikoterapi Seans Ücretleri 2025

Hizmet Ücret Aralığı Not
Bireysel Terapi 3.500 – 5.500 TL Ortalama 50 dk.
Çift Terapisi 4.000 – 6.000 TL Çift bazlı değerlendirme
EMDR Terapisi 4.500 – 6.500 TL Travma bazlı seanslar
🎓 Öğrenci İndirimi %25 İndirimli Öğrenci belgesi ile geçerli

❓ Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Seans süresi ne kadar?
Yaklaşık 45–50 dakika sürmektedir.

2. Online terapi mümkün mü?
Evet, Zoom veya WhatsApp üzerinden online seans yapılabilir.

3. Gizlilik esasları nasıl işliyor?
Tüm bilgileriniz KVKK kapsamında gizli tutulur.

4. Terapi kaç seans sürer?
Kişinin ihtiyacına göre ortalama 8–12 seans arasında değişir.

5. Randevu iptali yapabilir miyim?
En az 24 saat önceden bilgilendirmeniz yeterlidir.


⭐ Danışan Görüşleri

“Umut Bey sayesinde yıllardır içinden çıkamadığım kaygı döngüsünden kurtuldum.”
B.A., 27 yaş, Ankara

“Çift terapisi sürecinde iletişimimiz tamamen değişti, çok teşekkür ederiz.”
E. & A. Çifti, 33 yaş, Ankara


📍 İletişim Bilgileri

Adres: Kocatepe, Ziya Gökalp Cd. No:20 D:11, 06530 Çankaya/Ankara
Telefon: 0 538 971 72 89
Web: ankarauzmanterapi.com
E-posta: info@ankarauzmanterapi.com
WhatsApp: 0538 971 7289

📌 Konum:


🔗 İç Bağlantı Önerileri

rüyada eski sevgilinin arkadaşını görmek

Rüyada Eski Sevgilinin Arkadaşını Görmek Ne Anlama Gelir?

Rüyada Eski Sevgilinin Arkadaşını Görmek Ne Anlama Gelir?

Rüyada eski sevgilinin arkadaşını görmek, doğrudan eski sevgiliyi değil; geçmiş ilişkiye bağlı dolaylı duyguları, hatıraları ve zihinsel çağrışımları temsil eden bir rüya olarak değerlendirilir. Bu rüya türü, kişinin bilinçaltında hâlâ aktif olan ancak bastırılmış ya da farkında olunmayan duygulara işaret edebilir.

Bu tür rüyalar çoğunlukla anı tetikleyicileri, yarım kalmış düşünceler ve duygusal bağların izleri ile ilişkilendirilir.


Psikolojik Açıdan Yorum

Psikoloji perspektifine göre rüyada eski sevgilinin arkadaşını görmek:

  • Eski ilişkiyle ilgili dolaylı hatırlatmaların hâlâ etkili olduğunu

  • Bilinçaltının geçmişe dair bir durumu doğrudan değil, sembolik yollarla ele aldığını

  • Kişinin geçmiş ilişkiyi tamamen kapattığını düşünse bile zihinsel düzeyde bazı bağların sürdüğünü

gösterebilir.

Özellikle rüyada görülen arkadaş:

  • Gerçek hayatta sık karşılaşılan biri ise → zihinsel çağrışım

  • Eski sevgiliyle yaşanan bir olayı temsil ediyorsa → içsel yüzleşme
    anlamı taşıyabilir.


Dini ve Geleneksel Rüya Yorumlarına Göre

Geleneksel rüya tabirlerinde eski sevgilinin arkadaşını görmek:

  • Geçmişten gelen bir haber

  • Dolaylı bir mesaj

  • Sözlü veya sözsüz bir hatırlatma

olarak yorumlanır.

Rüyada görülen kişi, bazen rüya sahibinin duymaktan kaçındığı bir gerçeğin temsilcisi olarak kabul edilir. Bu nedenle rüya, uyarıcı veya farkındalık artırıcı bir nitelik taşıyabilir.


Rüyadaki Detaylara Göre Anlamlar

1. Eski Sevgilinin Arkadaşıyla Konuşmak

  • İçsel sorgulama

  • Geçmişe dair cevap arayışı

  • Kapanmamış konular

Bu rüya, kişinin zihninde hâlâ netleşmeyen sorular olduğuna işaret edebilir.

2. Eski Sevgilinin Arkadaşını Uzaktan Görmek

  • Duygusal mesafe

  • Geçmişle araya konulan sınırlar

  • Zihinsel kabulleniş süreci

Genellikle olumlu yorumlanır ve geçmişten kopuşun başladığını gösterir.

3. Eski Sevgilinin Arkadaşından Rahatsız Olmak

  • Bastırılmış öfke

  • Kırgınlık

  • Güven duygusunun zedelenmesi

Bu tür rüyalar, kişinin duygusal yüklerini fark etmesi gerektiğine dair bir iç mesaj taşıyabilir.


Rüyada Hissedilen Duyguların Önemi

Rüya yorumlarında duygular, sembollerden daha belirleyicidir:

  • Rahatlık: Geçmişle barışma

  • Huzursuzluk: Bastırılmış duygular

  • Merak: Cevap arayışı

  • Öfke: İçsel çatışma

Rüyadaki duygu, rüyanın gerçek hayattaki karşılığını anlamada anahtardır.


Bu Rüya Ne Anlatmak İster?

Rüyada eski sevgilinin arkadaşını görmek, çoğu zaman:

  • Eski ilişkiyle ilgili dolaylı etkilerin sürdüğünü

  • Kişinin bazı duyguları doğrudan değil, çevresel sembollerle yaşadığını

  • Geçmişin bugünkü kararları fark edilmeden etkileyebileceğini

anlatır.

Bu rüya, geri dönüş ya da yeniden iletişim anlamı taşımaz; daha çok duygusal farkındalık çağrısıdır.



Bu rüya, özellikle duygusal olarak iz bırakan ilişkilerden sonra sık görülür.


Rüyalar, bilinçaltının sembolik dili olarak değerlendirilir; bireysel yaşam koşullarıyla birlikte yorumlanmalıdır.


Rüya yorumları kesin yargılar içermez, kişisel içgörü sağlamayı amaçlar.


Rüyalar, geleceği değil; mevcut ruh hâlini yansıtır.


Rüyadan Sonra Kendinize Sorabileceğiniz Sorular

  • Bu kişi bana kimi veya neyi hatırlattı?

  • Eski ilişkiyle ilgili hâlâ beni etkileyen duygular var mı?

  • Hayatımda benzer bir döngüyü tekrar ediyor muyum?

  • Gerçek hayatta yüzleşmekten kaçtığım bir durum olabilir mi?


Rüyada eski sevgilinin arkadaşını görmek, geçmiş ilişkinin zihinsel izlerinin hâlâ tamamen silinmediğini; ancak bunun doğrudan değil, dolaylı sembollerle ortaya çıktığını gösterir. Bu rüya, geçmişte takılı kalmak değil; geçmişten öğrenerek ilerlemek için bir farkındalık mesajı olarak değerlendirilmelidir.

📌 Sık Sorulan Sorular (SSS) – Schema Uyumlu İçerik

Rüyada eski sevgilinin arkadaşını görmek neyi ifade eder?

Bu rüya, eski ilişkiye dair dolaylı duyguların ve zihinsel çağrışımların hâlâ bilinçaltında aktif olduğunu gösterebilir.

Bu rüya eski sevgiliyle yeniden iletişim anlamına mı gelir?

Hayır. Genellikle bu rüya, bir geri dönüşten ziyade duygusal farkındalık ve içsel değerlendirme sürecini temsil eder.

Rüyada eski sevgilinin arkadaşıyla konuşmak ne anlama gelir?

Kişinin geçmiş ilişkiye dair cevaplanmamış sorularının veya netleşmemiş duygularının olduğunu gösterebilir.

Rüyada eski sevgilinin arkadaşını görmek olumsuz bir rüya mı?

Olumsuz değildir. Rüya, mevcut ruh hâlini ve bilinçaltındaki düşünceleri anlamaya yardımcı olan nötr bir semboldür.

Bu rüya neden sık görülür?

Duygusal iz bırakan ilişkilerden sonra, bilinçaltı geçmişi doğrudan değil, dolaylı sembollerle hatırlatabilir.

Öfke Kontrolü Testi 10 Soru

Öfke Kontrolü Testi – Öfkenizi Tanıyın, Tepkilerinizi Yönetin

Öfke, insanın doğasında bulunan temel duygulardan biridir. Tehdit algısı, engellenmişlik hissi, adaletsizlik düşüncesi ya da yoğun stres gibi durumlarda ortaya çıkabilir. Ancak öfkenin nasıl yaşandığı ve nasıl ifade edildiği, kişinin ruh sağlığını, ilişkilerini ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Bu nedenle öfkeyi bastırmak değil, doğru şekilde tanımak ve yönetmek esastır.

Bu sayfada yer alan Öfke Kontrolü Testi, son dönemde yaşadığınız öfke tepkilerini fark etmenize yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Test, tanı koyma amacı taşımaz; bireyin kendi duygu ve davranış örüntülerini gözlemlemesini sağlayan bilgilendirici ve farkındalık odaklı bir araçtır.


Öfke Kontrolü Testi (10 Soru)

Bu kısa test, öfke tepkilerinizin sıklığı ve yoğunluğu hakkında farkındalık kazandırmayı amaçlar. Tanı koymaz; sonuçlar profesyonel değerlendirme yerine geçmez.

⏱️ 2–3 dakika
📌 Farkındalık testi
🔒 Veriler kaydedilmez

Her soruyu son 2–4 haftayı düşünerek yanıtlayın.

1) Küçük aksiliklerde bile hızlıca gerilirim.

2) Öfkelendiğimde ses tonum yükselir veya sertleşir.

3) Öfkelendiğimde pişman olacağım şeyler söylerim.

4) Trafik, sıra beklemek veya gecikmeler beni aşırı sinirlendirir.

5) Öfke anında kendimi durdurmakta zorlanırım.

6) Öfkelendiğimde çevreme zarar verme eğilimim olur (kapı çarpma, eşyaya vurma vb.).

7) Öfkem geçtikten sonra uzun süre olayı kafamda döndürürüm.

8) Yakın ilişkilerimde (eş/partner/aile) öfkem sorun yaratır.

9) Öfkelendiğimde bedensel belirtiler yaşarım (çarpıntı, gerginlik, titreme vb.).

10) Öfkem iş/okul/sosyal yaşamımı olumsuz etkiler.

Puan: 0 üzerinden değerlendirilir.
Lütfen tüm soruları yanıtlayın.
Toplam Puan: 0 / 0
Sonuç: -
Sonuç
Önemli: Bu test tanı koymaz. Kendinize/başkasına zarar verme riski, şiddet veya kontrol kaybı varsa acil destek alın (112).
💬 WhatsApp’tan Destek Al
Numara: 0538 971 72 89
Sonuçlar stres, uyku, ilişki dinamikleri ve yaşam olaylarından etkilenebilir. Net değerlendirme için uzman görüşü önerilir.

Öfke Nedir ve Neden Kontrol Edilmesi Gerekir?

Öfke; sınırların ihlal edildiği, beklentilerin karşılanmadığı veya kişinin kendini tehdit altında hissettiği durumlarda ortaya çıkan doğal bir tepkidir. Sorun, öfkenin varlığı değil; kontrolsüz, yoğun ve yıkıcı şekilde yaşanmasıdır.

Kontrol edilemeyen öfke;

  • İkili ilişkilerde kopmalara,

  • Aile içi çatışmalara,

  • İş ve sosyal yaşamda sorunlara,

  • Bedensel gerginlik, uyku problemleri ve tükenmişliğe
    neden olabilir.

Öfke kontrolü, kişinin duygusunu inkâr etmesi değil; öfke anında durabilme, düşünme ve sağlıklı tepki verebilme becerisidir.


Öfke Kontrolü Testi Ne İşe Yarar?

Bu test, aşağıdaki alanlarda kendinizi değerlendirmenize yardımcı olur:

  • Günlük hayatta öfkenin ne sıklıkla ortaya çıktığı

  • Öfke anında bedensel ve zihinsel tepkileriniz

  • Tartışma ve stresli durumlarda davranış biçiminiz

  • Öfkeyi yatıştırmak için kullandığınız baş etme yöntemleri

  • Öfkenin ilişkileriniz ve işlevselliğiniz üzerindeki etkisi

Test sonuçları, öfke düzeyinizin düşük, orta veya yüksek aralıkta olup olmadığını gösterir ve her seviye için açıklayıcı geri bildirim sunar.


Bu Test Kimler İçin Uygundur?

Öfke Kontrolü Testi özellikle;

  • “Çabuk sinirleniyorum” diyenler

  • Tartışmalarda kendini tutmakta zorlananlar

  • Sonradan pişmanlık duyduğu tepkiler verenler

  • Stresli dönemlerde öfkesinin arttığını fark edenler

  • İlişkilerinde öfke kaynaklı sorunlar yaşayanlar

için uygundur.

Test, yetişkin bireylerin kendi duygu durumlarını değerlendirmesi amacıyla hazırlanmıştır.


Test Nasıl Uygulanır?

  • Test 10 sorudan oluşur.

  • Her soru, son 2–4 haftadaki yaşantılarınızı temel alır.

  • Size en uygun seçeneği işaretlemeniz yeterlidir.

  • Tüm sorular yanıtlandıktan sonra sonuç otomatik olarak hesaplanır.

  • Sonuç ekranında açıklama, öneriler ve destek seçenekleri sunulur.

Testi tamamlamak ortalama 2–3 dakika sürer.


Test Sonuçları Nasıl Yorumlanmalıdır?

Test sonunda elde edilen sonuçlar üç ana düzeyde değerlendirilir:

🔹 Düşük Düzey Öfke

Öfke tepkileriniz genel olarak yönetilebilir durumdadır. Stresli anlar yaşasanız da kontrol becerileriniz çoğu zaman devrededir.

🔸 Orta Düzey Öfke

Bazı durumlarda öfke kontrolü zorlaşabilir. İletişim ve stres yönetimi becerileri üzerinde çalışmak fayda sağlayabilir.

🔴 Yüksek Düzey Öfke

Öfke tepkileri sık ve yoğun yaşanıyor olabilir. Bu durum ilişkiler ve günlük yaşam üzerinde zorlayıcı etkilere yol açabilir. Profesyonel destek önerilir.

Önemli: Test sonuçları kesin tanı değildir. Kişisel farkındalık sağlamak amacıyla sunulur.


Öfke Kontrolü Geliştirilebilir mi?

Evet. Öfke kontrolü, öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceridir.
Profesyonel destek sürecinde;

  • Öfkeyi tetikleyen düşünce kalıpları fark edilir

  • Bedensel sinyaller erken aşamada tanınır

  • Sağlıklı ifade ve sınır koyma becerileri güçlendirilir

  • Duygusal regülasyon çalışmaları yapılır

Bu sayede öfke, zarar verici bir güç olmaktan çıkıp yönetilebilir bir duygu haline gelir.


Ne Zaman Destek Alınmalıdır?

Aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçı sizde varsa destek almak faydalı olabilir:

  • Öfke nedeniyle sık sık pişmanlık yaşıyorsanız

  • İlişkileriniz zarar görüyorsa

  • Kendinize veya başkalarına zarar verme düşünceleri oluşuyorsa

  • Öfke iş, aile veya sosyal hayatınızı etkiliyorsa

Sayfanın sonunda yer alan WhatsApp destek butonu üzerinden uzman desteği hakkında bilgi alabilirsiniz.


Önemli Hatırlatma Bu test:

  • Tanı koymaz

  • Tedavi yerine geçmez

  • Bilgilendirme ve farkındalık amaçlıdır

Acil risk durumlarında 112 Acil ile iletişime geçilmelidir.


👉 Şimdi testi çözerek öfke tepkileriniz hakkında farkındalık kazanın.

2026 psikolog seans ücretleri fiyatlaro

2026 Psikolog Seans Ücretleri

2026 Psikolog Seans Fiyatları Ücretleri Genel Rehber

Psikoterapi, yalnızca bir “gider” değil; ruh sağlığını güçlendiren uzun vadeli bir yatırımdır. Ancak danışanların en sık merak ettiği konulardan biri hâlâ aynı:
“Psikolog seans fiyatları 2026’da ne kadar olacak?”

Bu yazıda; Türkiye’de bölgeler arası fiyat farklarını, ücretleri belirleyen faktörleri ve doğru uzmana ulaşırken dikkat etmeniz gereken noktaları sade bir dille özetledik.


Psikolog Seans Fiyatlarını Neler Belirler?

  • Uzmanın deneyimi ve uzmanlık alanı (klinik psikolog, süpervizyon alan terapistler, psikoterapi ekolleri)

  • Terapi türü (Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR, çift terapisi, çocuk-ergen, travma odaklı terapi vb.)

  • Seans süresi (genelde 45–60 dk)

  • Online / yüz yüze seçenekleri

  • Merkezin konumu ve işletme giderleri

  • Kurumsal klinik vs. bireysel ofis

  • Paket programlar ve kampanyalar

Not: Psikoterapi, her kişiye özgüdür. Aynı şehirde dahi ücretler geniş aralıkta değişebilir.


2026 Psikolog Seans Fiyatları — Bölge Bazlı Genel Görünüm

Aşağıdaki tablo, 2026 için öngörülen (klinik veriler, 2025 trendleri ve enflasyon beklentileri dikkate alınarak) ortalama bireysel seans aralıklarını göstermektedir:

Bölge / Şehir Ortalama Seans Aralığı (2026) Not
İstanbul (merkez ilçeler) 2.800 – 5.500 TL Üst düzey uzmanlıkta daha yüksek olabilir
Ankara 2.500 – 5.000 TL Üniversite çevrelerinde rekabetçi fiyatlar görülebilir
İzmir 2.600 – 4.200 TL Online seçenekler yaygın
Bursa – Kocaeli – Eskişehir 2.300 – 3.600 TL Paket seans avantajları sık uygulanır
Antalya – Mersin – Adana 2.200 – 3.500 TL Mevsimsel dalgalanma görülebilir
Karadeniz şehirleri 2.100 – 3.200 TL Çocuk-ergen terapilerinde farklılık olabilir
Doğu & Güneydoğu 2.000 – 3.000 TL Online terapi tercih oranı yüksektir
Online terapi (Türkiye geneli) 2.100 – 4.600 TL Uzmanın niteliğine göre değişir

Çift/evlilik terapisi ve aile terapisi genellikle bireysel seanslardan %20–40 daha yüksek fiyatlıdır.


2026’da Fiyatların Artmasının Başlıca Nedenleri

  • Terapistlerin mesleki eğitim ve süpervizyon maliyetlerindeki artış

  • Klinik işletme giderleri (kira, donanım, test materyalleri)

  • Talep artışı ve online terapinin yaygınlaşması

  • Ekonomik dalgalanmalar ve enflasyon


Hangi Terapi Türü Ne Zaman Daha Uygun?

İhtiyaç Sıklıkla Kullanılan Yaklaşım Not
Kaygı – Panik BDT / Mindfulness Nefes & maruz bırakma çalışmaları desteklenir
Travma – EMDR EMDR / Somatik yaklaşımlar Seans süresi yer yer uzayabilir
İlişki – Evlilik Çift Terapisi Seans ücreti genellikle daha yüksektir
Çocuk – Ergen Oyun terapisi / Aile odaklı Ailenin sürece katılımı önemlidir

Daha Uygun Bütçeyle Kaliteli Terapi İçin Öneriler

✔️ Ön görüşme isteyin: Uygun yaklaşım ve plan daha netleşir.
✔️ Paket seans avantajlarını sorun.
✔️ Online seans seçeneğini değerlendirin.
✔️ Sertifikaları, lisans bilgilerini ve süpervizyon geçmişini mutlaka inceleyin.
✔️ Ucuz diye uzmanlık dışı hizmetlere yönelmeyin.


Erişim ve Güvenlik: Neden Lisanslı Uzman?

Psikoterapi; bilimsel eğitim, etik ilkeler ve gizlilik gerektirir. Lisanssız ya da denetimsiz hizmetler, kısa vadede ucuz görünse de yanlış müdahalelere yol açabilir.
Her zaman:

  • Terapistin diplomasını

  • Mesleki oda/dernek üyeliklerini

  • Terapi ekolü ve eğitimlerini

  • Danışan gizlilik protokolünü

sormaktan çekinmeyin.


Sonuç

2026’da psikolog seans fiyatları, şehir ve uzmanlık düzeyine göre değişse de; doğru planlama ve bilinçli seçim ile hem bütçenize uygun hem de nitelikli bir terapi süreci mümkündür. Fiyat kadar önemli olan; uzmanlık, güven, etik ve sürdürülebilir bir terapötik ilişkidir.


psikolojik kalp çarpıntısı belirtileri

Psikolojik Kalp Çarpıntısı Belirtileri: Neden Olur, Nasıl Geçer?

Psikolojik Kalp Çarpıntısı Belirtileri: Neden Olur, Nasıl Geçer?

Kalp çarpıntısı (taşikardi hissi), pek çok kişide kalp hastalığına bağlı olmadan, tamamen psikolojik nedenlerle ortaya çıkabilir. Stres, kaygı, panik atak ve yoğun duygusal yükler; kalbin daha hızlı, düzensiz veya “güçlü vuruyor” hissedilmesine yol açabilir. Bu durum çoğu zaman korkutucu görünse de, doğru değerlendirme ve destekle kontrol altına alınabilir.

Psikolojik Kalp Çarpıntısı Nedir?

Psikolojik kalp çarpıntısı, kalbin ritminde tıbbi bir sorun olmamasına rağmen kişinin kalbini olduğundan fazla ve hızlı hissetmesi durumudur. Beynin “tehdit var” sinyali, adrenalin salınımını artırır; bu da kalp atımının hızlanmasına neden olur.


Psikolojik Kalp Çarpıntısının En Yaygın Belirtileri

  • Göğüste hızlı veya güçlü atış hissi

  • Boyun ve boğazda atım fark edilir hale gelmesi

  • Nefes darlığı ve “hava yetmiyor” hissi

  • Ellerde titreme, terleme, sıcak basması

  • Baş dönmesi, sersemlik, bayılacak gibi olma

  • Uyuşma, karıncalanma (özellikle ellerde)

  • “Kalbim duracak” ya da “kötü bir şey olacak” düşüncesi

Not: Bu belirtiler kalp hastalıklarında da görülebileceği için ilk kez yaşıyorsanız, aniden başladıysa veya şiddetliyse mutlaka doktora başvurmak önemlidir.


Psikolojik Kalp Çarpıntısı Neden Olur?

1. Kaygı ve anksiyete bozukluğu

Sürekli endişe, vücutta alarm sistemi yaratır ve kalbi hızlandırır.

2. Panik atak

Dakikalar içinde yükselen yoğun korku ile kalp çarpıntısı, titreme ve nefes darlığı birlikte görülür.

3. Stres ve yoğun tempo

Uykusuzluk, iş baskısı ve duygusal yük, otonom sinir sistemini etkiler.

4. Kafein, sigara ve enerji içecekleri

Uyarıcı maddeler çarpıntıyı tetikleyebilir ve kaygıyı artırabilir.

5. Duygusal travmalar

Geçmişte yaşanan zorlayıcı deneyimler, benzer durumlarda bedensel tepkileri harekete geçirebilir.


Psikolojik Kalp Çarpıntısı Kalıcı mıdır?

Genellikle geçicidir ve altta yatan kaygı, stres veya panik kontrol altına alındığında belirgin şekilde azalır. Ancak kişi çarpıntıya odaklandıkça “kısır döngü” gelişebilir; çarpıntıyı fark ettikçe kaygı artar, kaygı arttıkça kalp daha hızlı atar.


Evde Uygulanabilecek Basit Yöntemler

  • Yavaş nefes egzersizi: 4 saniye nefes al, 6–8 saniye ver.

  • Kas gevşetme: Omuz, çene ve boynu bilinçli şekilde rahatlat.

  • Kafeini azalt: Kahve, enerji içeceği ve sigarayı sınırlayın.

  • Düzenli uyku ve yürüyüş: Sinir sistemini dengeler.

  • Düşünce farkındalığı: “Bu bir kaygı belirtisi, geçecek” demek döngüyü kırar.

Eğer çarpıntılar sıklaşıyor, günlük hayatı etkiliyor veya panik atağa dönüşüyorsa profesyonel destek faydalıdır.


Psikolojik Kalp Çarpıntısında Tedavi Yaklaşımları

  • Psikoterapi (özellikle BDT): Kaygıyı tetikleyen düşünce ve davranış döngülerini değiştirir.

  • Gevşeme ve nefes teknikleri: Bedensel belirtiler üzerinde kontrol kazandırır.

  • Gerekirse psikiyatri desteği: Uzman hekim uygun görürse ilaç tedavisi ekleyebilir.

  • Yaşam tarzı düzenlemeleri: Uyku, beslenme ve stres yönetimi birlikte planlanır.


Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Aşağıdaki durumlarda gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir:

  • Göğüs ağrısı, bayılma, şiddetli nefes darlığıyla birlikte çarpıntı

  • Daha önce kalp hastalığı öyküsü

  • Ailede ani kalp ölümü hikâyesi

  • Çarpıntının istirahat halinde sık ve uzun sürmesi

  • İlk kez ve aniden ortaya çıkması

Psikolojik kalp çarpıntısı, çoğu zaman zararsız fakat rahatsız edici bir deneyimdir. Altta yatan kaygı ve stres ele alındığında, düzenli nefes egzersizleri ve psikoterapi ile belirgin şekilde hafifleyebilir. Ancak kalp sağlığınızı ihmal etmemek adına, şüphe durumunda profesyonel değerlendirme almak her zaman en güvenli yaklaşımdır.


psikolojide otonomi ne demek

Psikolojide Otonomi Ne Demek?

Psikolojide Otonomi Ne Demek? – Kişisel Bağımsızlığın Psikolojik Temelleri

Psikolojide otonomi, bireyin kendi seçimlerini yapabilmesi, davranışlarını içsel motivasyonla yönetebilmesi ve yaşamının kontrolünü elinde hissetmesi anlamına gelir. Otonomi, kişinin dış baskılardan bağımsız şekilde hareket edebilmesi değil; kendi değerleri, ihtiyaçları ve duyguları doğrultusunda sağlıklı karar verebilmesidir.

Modern psikolojiye göre otonomi, ruhsal iyi oluşun üç temel taşından biridir (Diğerleri: yeterlilik – ilişkilenme). Bu nedenle bireyin yaşam doyumu, özgüveni ve psikolojik dayanıklılığı üzerinde belirleyici bir rol oynar.

https://images.squarespace-cdn.com/content/v1/6213b99406f0855227d648a8/0a07db10-1bac-4753-9ad6-70c9269be60b/Basic%2BPsychological%2BNeeds%2Bc.jpg?utm_source=chatgpt.com
psikolojide otonomi ne demek
psikolojide otonomi ne demek
psikolojide otonomi ne demek
psikolojide otonomi ne demek
6

Otonominin Psikolojik Tanımı

Psikolojide otonomi şu üç bileşenle açıklanır:

  1. Kendini yönlendirme: Kişi hayatını kendi hedeflerine göre şekillendirir.

  2. Sorumluluk alma: Verdiği kararların sonuçlarını üstlenir.

  3. İçsel motivasyon: Dış ödüller veya baskılar yerine kendi iç isteğiyle hareket eder.

Otonomi, bireyin bağımsızlık arayışından farklıdır. Bağımsızlık, “kimseye ihtiyaç duymamak” iken; otonomi, “kendi seçimlerimin sahibi olmak” demektir.

Örneğin:
Bir kişi ailesinden bağımsız yaşıyor olabilir ancak sürekli başkalarının takdirine göre karar veriyorsa otonom değildir.


Otonominin Psikolojideki Yeri – Öz Belirleme Kuramı

Deci ve Ryan’ın Öz Belirleme Kuramı (Self-Determination Theory) otonomi kavramını modern bilim literatürüne güçlü bir şekilde yerleştirmiştir. Kurama göre sağlıklı psikolojik gelişim için üç temel ihtiyaç vardır:

Temel İhtiyaç Açıklama Otonomi ile İlişkisi
Otonomi Kişinin kendi seçimlerini yapabilmesi İçsel motivasyonu ve özgüveni güçlendirir
Yeterlilik Kendini başarılı ve etkili hissetme Otonom kararları destekler
İlişkilenme Güvenli bağlar kurma Dış baskı yerine destekleyici çevre sunar

Bu model, özellikle ergenlik ve yetişkinlik döneminde otonominin duygusal sağlıkla ne kadar yakından bağlantılı olduğunu gösterir.


Otonomi Eksikliğinin Belirtileri

Otonomi gelişmediğinde kişi kendini sıkışmış, yönsüz veya aşırı bağımlı hissedebilir.

Sık görülen işaretler:

  • Sürekli başkalarından onay bekleme

  • Karar vermekte zorlanma

  • Hata yapma korkusu

  • Kendi ihtiyaçlarından önce başkalarını düşünme

  • Toplumsal beklentilere göre yaşama

  • Hayatı kendi kontrolünde değilmiş gibi hissetme

Davranış Psikolojik Sonuç
Aşırı uyum sağlama Özgüven kaybı
Sınır koyamama Yüksek stres, tükenmişlik
Bağımlı ilişkiler Kendi hayatını yönetememe
Sık fikrini değiştirme Kimlik karmaşası

Otonomi Neden Önemlidir?

Otonomi geliştiğinde birey:

  • Daha sağlıklı ilişkiler kurar

  • Kendini daha değerli hisseder

  • Kaygı ve stres seviyeleri azalır

  • Hayat kontrolü hissi artar

  • Kararlarında daha tutarlı olur

  • Gelişime ve öğrenmeye daha açık hale gelir

Özellikle psikoterapi alan kişilerde, otonominin güçlendirilmesi; depresyon, kaygı bozuklukları ve ilişki problemlerinde iyileşmeyi hızlandırır.


Psikolojide Otonomi Türleri

Otonomi Türü Açıklama Örnek Davranış
Duygusal Otonomi Kişinin duygularını yönetebilmesi Öfkelendiğinde sağlıklı ifade kullanmak
Zihinsel Otonomi Kendi düşüncelerini oluşturma Karar verirken kendi mantığına güvenmek
Davranışsal Otonomi Eylemleri bağımsız belirleme Kendi hedeflerini seçmek
İlişkisel Otonomi Sınır koyabilme, bağımsız ilişki kurma Hayır diyebilmek

Otonominin Gelişimini Etkileyen Faktörler

1. Çocukluk Dönemi

Aşırı kontrolcü, baskıcı, cezalandırıcı ebeveyn tutumu otonomi gelişimini zayıflatır.

2. Ergenlik Dönemi

Bu dönem otonominin temellerinin atıldığı kritik bir süreçtir. Birey kendine alan tanındıkça otonomi güçlenir.

3. Toplumsal ve kültürel etkiler

Otoriter kültürlerde birey, kendi kararlarını alma konusunda daha çok baskı hissedebilir.

4. Travmalar

Duygusal istismar, manipülasyon, gaslighting gibi yaşantılar otonomiyi zedeler.

5. Psikolojik rahatsızlıklar

Kaygı bozuklukları, bağımlı kişilik yapılanmaları otonomi gelişimini zorlaştırabilir.


Otonomi Geliştirme Yöntemleri

Psikoterapide otonomi güçlendirmek için birçok bilimsel teknik kullanılır.

1. Duygusal farkındalık çalışmaları

Kişi kendi duygu ve ihtiyaçlarını tanımaya başladıkça seçimlerinin sorumluluğunu daha rahat alır.

2. Sınır koyma becerisi

“Hayır” diyebilmek otonominin temel göstergelerindendir.

3. İçsel motivasyonun güçlendirilmesi

Başkalarının beklentileri yerine kendi değerlerini temel almak, otonomi kapasitesini artırır.

4. Kendini ifade etme becerisi

Kişinin kendi düşüncesini rahatça söylemesi otonomi için gereklidir.

5. Küçük kararlarla başlamak

Büyük yaşam kararlarına geçmeden önce günlük küçük seçimlerle kontrol duygusu geliştirilir.

6. Terapi süreci

Özellikle bilişsel davranışçı terapi, şema terapi ve EMDR, bireyin otonomi alanlarını güçlendirmede oldukça etkilidir.


Gerçek Hayattan Örnekler

Örnek 1:

“İş değiştirmek istiyorum ama ailem ne der diye karar veremiyorum.”
➡️ Otonomi eksikliği: Dış onay ihtiyacı baskın.

Örnek 2:

“Partnerimle ilgili herkes farklı şey söylüyor, ne hissedeceğimi bilemiyorum.”
➡️ Duygusal otonomi zayıf: Kendi duygularına güvenememe.

Örnek 3:

“Her şeyi başkaları için yapıyorum, kendi isteklerime sıra gelmiyor.”
➡️ Davranışsal otonomi eksikliği.

Bu durumlar terapi ile sağlıklı seviyeye getirilebilir.


Otonomi ile İlgili Yorumlar (Kurgusal Danışan Deneyimleri)

  • B.Ö., 29 yaş: “Hayır demeyi öğrendiğimden beri insanlar bana daha çok saygı duyuyor. Kendimi daha güçlü hissediyorum.”

  • S.K., 34 yaş: “Kendi kararımı verdikten sonra hayatımdaki belirsizlik azaldı. Otonomi beni özgürleştirdi.”

  • M.A., 22 yaş: “Terapi sayesinde duygularımı yönetmeyi öğrendim. Artık başkalarının sesinden çok kendi sesimi duyuyorum.”

insanlara güvensizlik

İnsanlara Güvensizlik Neden Olur?

İnsanlara Güvensizlik Neden Olur? 

İnsanlara güvensizlik, bireyin diğer kişilerin niyetlerine, davranışlarına veya sadakatine karşı temkinli, şüpheci ve mesafeli olmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Bu duygu çoğu zaman geçmiş deneyimlerden, çocukluk yaşantılarından, travmatik ilişkilerden veya bilişsel düşünce kalıplarından beslenir. Ankara’da psikolojik destek alan danışanlarda sık görülen bu problem, yalnızca sosyal ilişkileri değil, iş yaşamını ve duygusal sağlığı da olumsuz etkileyebilir.

Güvensizlik bir korunma mekanizması gibi görünse de uzun vadede yalnızlık, ilişki problemleri ve kaygı bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle profesyonel psikolog desteği, özellikle güven ilişkisi kurmada zorlanan bireyler için oldukça önemlidir.


Güvensizliğin Temel Psikolojik Kaynakları

Aşağıdaki tablo, insanlara güvensizliğin en yaygın psikolojik nedenlerini özetler:

Kaynak Açıklama
Travmalar Aldatılma, kandırılma, terk edilme gibi olaylar güveni zedeler.
Çocukluk Deneyimleri İstikrarsız ebeveyn davranışları, eleştirel tutumlar veya ihmal.
Kaygı Bozuklukları Sosyal kaygı ve genellenmiş kaygı, kişiyi güvensiz hissettirir.
Düşük Özsaygı Kendine güveni olmayan kişiler başkalarına da güvenmekte zorlanır.
Mükemmeliyetçilik Hata yapılması korkusu ilişkileri riskli görmeye sebep olur.
Yanlış Bilişsel Kalıplar “Kimseye güvenilmez”, “Herkes çıkarcıdır” gibi genelleyici inançlar.

1. Geçmiş Travmalar ve Kötü Deneyimler

İnsanlara güvensizlik çoğunlukla geçmişte yaşanan kırıcı olaylarla başlar. Aldatılma, ihanet, yalan söylenme veya terk edilme gibi durumlar, kişinin güven algısını sarsar. Beyin, benzer bir acıyı tekrar yaşamamak için temkinli davranmaya başlar.

Ankara’daki psikologların danışanlarında sık gözlemlediği bu durum, özellikle romantik ilişkilerde yeniden yakınlaşmayı zorlaştırır.


2. Çocukluk Çağındaki Bağlanma Problemleri

Bağlanma kuramına göre çocuklukta ebeveynlerle kurulan ilişki, yetişkinlikteki güven duygusunun temelini oluşturur.

Güvensiz bağlanma türleri:

Bağlanma Türü Davranış Özellikleri
Kaygılı Bağlanma Ayrılma korkusu, aşırı onay alma ihtiyacı, şüphecilik
Kaçıngan Bağlanma Yakınlıktan kaçma, mesafe koruma, duygusal kapanma
Düzensiz Bağlanma Tutarsız davranışlar, hem yakınlaşma isteği hem kaçış

Bu bağlanma türleri, bireyin yetişkinlikte insanlara güvenmekte zorlanmasına yol açabilir.


3. Kaygı ve Aşırı Kontrol Etme İsteği

Kaygı yaşayan bireyler için belirsizlik bir tehdittir. Karşı tarafın ne yapacağını bilmemek, güvenmekte zorlanmalarına neden olur. Bu nedenle kişiler:

  • Karşısındaki kişinin her davranışını analiz eder,

  • Sözlerin alt anlamlarını arar,

  • Hata ve risk ihtimaline karşı savunmada kalır.

Bu durum ilişkilerde aşırı kontrol davranışlarına, sorgulamaya ve sık sık çatışmalara neden olabilir.


4. Düşük Özsaygı ve Kendine Güven Sorunu

Kendine güven duymayan bir kişi başkalarına da güvenmekte zorlanır. “Ben değerli değilim” düşüncesi, “Bana zarar verirler” inancını tetikleyebilir. Ankara’da psikolog desteği alan danışanlarda düşük özsaygı ile güvensizlik arasında güçlü bir ilişki gözlemlenir.


5. Yanlış İnançlar ve Genelleme Hataları

Güvensizlik çoğu zaman bilişsel çarpıtmalarla beslenir:

  • Aşırı genelleme: “Bir kere kırıldım, herkes böyle.”

  • Zihin okuma: “Kesin bana karşı bir planı var.”

  • Felaketleştirme: “Güvenirsem kesin kötü bir şey olur.”

Bu düşünceler gerçekçi değildir ancak kişi tarafından tehdit olarak algılanır.


6. Sosyal Çevre ve Kültürel Faktörler

Sürekli rekabet, kıyaslama, dedikodu kültürü veya güven ilişkilerinin zayıf olduğu çevrelerde büyümek, kişinin güven duygusunu olumsuz etkileyebilir. Büyük şehirlerdeki hızlı yaşam, Ankara gibi büyük metropollerde daha sık karşılaşılan sosyal mesafe hissini artırabilir.


Güvensizliğin Hayata Etkileri

Etkilenen Alan Sonuçlar
İlişkiler Kıskançlık, soğukluk, iletişim kopukluğu, sık tartışma
İş Hayatı Ekip çalışmasında zorlanma, yetki devredememe
Duygusal Durum Yalnızlık, kaygı, huzursuzluk, öfke
Kişisel Gelişim Yeni deneyimlerden kaçınma, sosyal geri çekilme

Güvensizlik kronik hâle gelirse kişide ilişki bozuklukları, sosyal fobi veya obsesif düşünceler gelişebilir.


İnsanlara Güvensizlik Nasıl Aşılır? – Ankara Psikolog Önerileri

  1. Geçmiş travmalarla çalışmak
    EMDR, bilişsel terapi veya şema terapi ile güven duygusu yeniden inşa edilebilir.

  2. Gerçekçi düşünme alışkanlığı geliştirmek
    Genelleme ve felaketleştirme gibi bilişsel hatalar fark edildiğinde güven duygusu güçlenir.

  3. Özsaygıyı artırmak
    Kişinin kendi değerini fark etmesi, ilişkilerde güvenli davranmasını destekler.

  4. İletişim becerilerini geliştirmek
    Açık iletişim, yanlış anlamaları azaltır ve güveni artırır.

  5. Erken uyarı sinyallerini tanımak
    Herkese kontrolsüz güvenmek kadar hiç kimseye güvenmemek de sağlıksızdır. Denge kurmak önemlidir.

  6. Profesyonel destek almak
    Ankara’da psikolog desteği ile güven problemi yaşayan danışanlar, sağlıklı ilişki kurma becerilerini etkili şekilde geliştirebilir.

İnsanlara güvensizlik, yalnızca geçmiş deneyimlerin sonucu değil; aynı zamanda kişinin düşünce yapısı, duygusal durumu ve bağlanma biçimiyle ilişkilidir. Fark edildiğinde ve profesyonel destekle üzerinde çalışıldığında, güven duygusunu yeniden kazanmak mümkündür. Ankara’daki psikologlar özellikle travma, düşük özsaygı ve kaygı temelli güvensizlik yaşayan bireylere etkili terapi yöntemleri sunmaktadır.

insanlara güvensizlik neden olur, güvensizlik psikolojisi, güven problemi neden yaşanır, Ankara psikolog, psikolojik güvensizlik, güven sorunları, travma ve güvensizlik, bağlanma problemleri, insanlara güvenememek, güven sorunu nasıl çözülür

psikolojide kararsizlik ne demek

Psikolojide Kararsızlık Ne Demek?

Kararsızlık, bireyin seçenekler arasında seçim yapmakta zorlanması, karar verme sürecinin uzaması ve sonuç olarak eyleme geçememe durumudur. Psikolojide bu durum, bilişsel çatışma, kaygı, özgüven eksikliği veya mükemmeliyetçilik gibi içsel faktörlerle ilişkilendirilir. Uzun süre devam eden kararsızlık, kişinin yaşam kalitesini azaltabilir, sosyal ve iş hayatını etkileyebilir.

Kararsızlık yalnızca günlük küçük seçimlerde değil; kariyer, ilişki, eğitim, taşınma gibi büyük karar süreçlerinde de kendini gösterir. Araştırmalar, yoğun kararsızlık yaşayan bireylerde stres seviyesinin yükseldiğini, beynin risk analizini yapan bölgelerinin daha aktif olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kararsızlık, basit bir davranış değil, psikolojik altyapıya sahip bir süreçtir.


Kararsızlığın Psikolojik Temelleri

Kararsızlığın kaynakları kişiden kişiye değişebilir. Ancak psikolojide en sık görülen nedenler:

  • Mükemmeliyetçilik: “En doğru kararı verme” baskısı, karar sürecini zorlaştırır.

  • Kaygı ve belirsizlik korkusu: Sonucun riskli olacağı düşüncesi, kişiyi hareketsiz bırakır.

  • Özgüven eksikliği: Yanlış yapma korkusu, karar alma kapasitesini düşürür.

  • Aşırı düşünme (Overthinking): Sürekli analiz etmek, seçim yapmayı zorlaştırır.

  • Travmatik deneyimler: Daha önceki başarısızlıklar, karar süreçlerini olumsuz etkileyebilir.


Kararsızlık Türleri

Aşağıdaki tablo, kişilerde görülen kararsızlık türlerini özetlemektedir:

psikoojide kararsızlık ne demek
psikoojide kararsızlık ne demek
psikolojide kararsızlık
psikolojide kararsızlık
Kararsızlık Türü Açıklama
Durumsal Kararsızlık Sadece belirli bir konuda veya anda ortaya çıkar.
Kronik Kararsızlık Sürekli karar verememe, günlük hayatı etkileme düzeyine gelir.
Kaygı Tabanlı Kararsızlık Belirsizlik korkusu ve risk algısı yüksek bireylerde görülür.
Mükemmeliyetçi Kararsızlık En iyi seçeneği bulana kadar karar verememe durumu.
Bağımlı Kararsızlık Kararı başkasının onayına göre vermeye çalışma.

Belirtileri Nelerdir?

Kararsızlık genellikle şu davranışlarla ortaya çıkar:

  • Sürekli fikir değiştirme

  • Basit seçimlerde bile uzun düşünme

  • Sık sık başkalarından onay alma ihtiyacı

  • Karar sonrası pişmanlık veya stres

  • Sorumluluktan kaçınma

  • “Ya olmazsa?” düşüncesinin baskın olması

Bu belirtiler uzun süre devam ediyorsa, kişinin karar mekanizmalarında psikolojik baskı olduğu düşünülebilir.


Kararsızlık Yaşamı Nasıl Etkiler?

Kararsızlık, zamanla kişinin sosyal ilişkilerini, kariyer gelişimini ve duygusal dengesini etkileyebilir.

Etkilenen Alan Olası Sonuçlar
İş Hayatı Fırsat kaçırma, düşük performans, liderlik zorlukları
İlişkiler Güvensizlik, iletişim sorunları, yanlış anlaşılmalar
Kişisel Gelişim Hedef belirleyememe, özgüven kaybı
Duygusal Durum Kaygı artışı, stres, içsel huzursuzluk

Kararsızlıkla Başa Çıkma Yöntemleri

Kararsızlık tamamen çözülebilir bir durumdur. Psikologlar tarafından önerilen bazı etkili yöntemler şunlardır:

1. Seçenekleri Sınırlandırın

Çok fazla seçenek karar almayı zorlaştırır. 2–3 seçenek belirlemek, zihinsel yükü azaltır.

2. Artı–Eksi Analizi Yapın

Her seçeneğin avantaj ve dezavantajlarını listelemek karar sürecini netleştirir.

3. Zaman Sınırı Koyun

Belirli bir süre içinde karar vermek, sürekli ertelemeyi önler.

4. Mükemmeliyetçiliği Bırakmayı Öğrenin

Her karar mükemmel olmak zorunda değildir. “Yeterince iyi” olan seçenek çoğu zaman en doğrusudur.

5. Küçük Kararlardan Başlayın

Beynin karar verme kaslarını güçlendirmek için küçük seçimlerle pratik yapmak etkilidir.

6. Duygularınızı Takip Edin

Bazen kararın cevabı mantıktan önce duygularda saklıdır. Hangi seçeneğin sizi daha huzurlu hissettirdiğini gözlemleyin.

7. Profesyonel Destek Alın

Kararsızlık yaşam kalitesini düşürüyorsa, bir psikologla çalışmak fark edilir şekilde iyileşme sağlar.

Psikolojide kararsızlık, yalnızca tercih yapamama durumu değil; bireyin duygusal, bilişsel ve davranışsal süreçlerini etkileyen bir yapı olarak ele alınır. Doğru yöntemlerle yönetildiğinde aşılabilir ve kişinin yaşam kalitesi önemli ölçüde artar. Karar verme becerileri geliştirildikçe özgüven yükselir, günlük yaşam daha akıcı hâle gelir.

boşanmada psikolojik şiddet ispatı ankara psikolog

Boşanmada Psikolojik Şiddetin İspatı

Boşanmada Psikolojik Şiddetin İspatı

Psikolojik (duygusal) şiddet, evlilik birliğini derinden sarsan ve çoğu zaman fiziksel iz bırakmadığı için ispatı zor olan bir şiddet türüdür. Ancak doğru delillerle desteklenen bir boşanma davasında, psikolojik şiddet de mahkeme önünde ispatlanabilir ve boşanma sebebi olarak kabul edilir.

Bu yazı, boşanmada psikolojik şiddetin hukuki olarak nasıl ele alındığını, hangi boşanma sebebi kapsamında değerlendirildiğini ve hangi delillerle ispatlanabileceğini genel hatlarıyla açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. Somut olaylar için mutlaka bir avukattan profesyonel hukuki destek alınmalıdır.

Psikolojik Şiddet Nedir?

Psikolojik şiddet; eşe yönelik sürekli hakaret, aşağılama, tehdit, küçümseme, değersizleştirme, baskı kurma, izolasyon gibi davranışları kapsar. Örneğin:

  • Sürekli olarak eşin onurunu kıran, aşağılayıcı sözler söylemek,
  • “Senden bir şey olmaz, kimse seni istemez” gibi özgüveni hedef alan ifadeler kullanmak,
  • Eşi arkadaşlarından, ailesinden, sosyal çevresinden koparmak,
  • Aşırı kıskançlık, sürekli kontrol etme, telefon ve sosyal medya hesaplarını denetleme,
  • Sürekli eleştiri, suçlama, bağırma, tehdit etme, korkutma,
  • Ekonomik olarak tamamen bağımlı bırakma, her harcamayı baskı aracına dönüştürme

Bu tür davranışlar tek tek bakıldığında önemsiz gibi görülebilse de, süreklilik kazandığında kişinin ruh sağlığını zedeleyebilecek ağırlığa ulaşır ve mahkemelerce psikolojik şiddet olarak değerlendirilebilir.

Psikolojik Şiddet Hangi Boşanma Sebebidir?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri, 161–166. maddeler arasında düzenlenmiştir. Psikolojik şiddet, olayın ağırlığına göre genellikle iki hukuki zeminden biri veya her ikisi birlikte ileri sürülebilir:

  • TMK m.166 – Evlilik birliğinin temelinden sarsılması: Eşlerin birbirine uyguladığı psikolojik şiddet, evliliği çekilmez hale getirecek derecede ise bu maddeye dayanılarak boşanma talep edilebilir.
  • TMK m.162 – Hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış: Ağır hakaret, kişinin kişilik haklarını ciddi biçimde zedeleyen, onur ve saygınlığını hedef alan sürekli ve ağır psikolojik baskı, “onur kırıcı davranış” kapsamında değerlendirilebilir.

Davacı eş, dava dilekçesinde olayı anlatırken; yaşadığı psikolojik şiddeti ayrıntılı, tarihleri ve örnekleriyle birlikte aktarmalı, mümkün oldukça bu anlatımı somut delillerle desteklemelidir.

Boşanmada İspat Yükü Kime Aittir?

Boşanma davalarında genel kural; iddiasını ispat yükü, ileri süren tarafa aittir. Psikolojik şiddete maruz kaldığını iddia eden eş, bu iddiasını hukuka uygun delillerle desteklemek zorundadır.

Psikolojik şiddet, fiziksel şiddet gibi gözle görülür izler bırakmadığından, çoğu zaman dolaylı delillerle ispat edilir. Bu nedenle mahkemeler genellikle olayı bir bütün halinde değerlendirir; tanık anlatımları, yazılı ve dijital kayıtlar, raporlar ve taraf beyanlarını birlikte dikkate alır.

Psikolojik Şiddetin İspatında Kullanılabilecek Deliller

Türk hukukunda boşanma davalarında temel prensip, hukuka uygun her türlü delille ispatın mümkün olmasıdır. Psikolojik şiddetin ispatında kullanılabilecek başlıca deliller aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Delil Türü Örnekler Dikkat Edilmesi Gerekenler
Tanık Beyanları Komşular, aile bireyleri, arkadaşlar, çocuklar Şiddete doğrudan tanık olan ya da ev içi huzursuzluğu gözlemleyen kişilerin anlatımları önemlidir.
Yazışmalar ve Dijital Deliller WhatsApp, SMS, e-posta, sosyal medya mesajları Hakaret, tehdit, aşağılama içeren mesajlar psikolojik şiddetin en somut delillerindendir.
Ses / Görüntü Kayıtları Hakaret ve tehdit içeren kayıtlar Delilin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerekir; her kayıt mahkemede kabul edilmeyebilir.
Sağlık ve Psikolog Raporları Psikiyatri / psikolog raporları, antidepresan tedavisi, hastane kayıtları Şiddet nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunu gösteren raporlar, iddiaları güçlendirir.
Resmî Başvurular ve Tutunaklar Polis tutanakları, savcılık şikâyetleri, koruma kararı dosyaları 6284 sayılı kanun kapsamında alınmış koruma kararları, şiddet iddiasını destekler.
Yazılı Notlar ve Günlükler Tarihli not defterleri, günlükler Tek başına yeterli olmasa da diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanır.

Tanık Beyanlarının Önemi

Psikolojik şiddet çoğu zaman evin içinde yaşandığı için, tanık anlatımları kritik hale gelir. Özellikle:

  • Şiddet içeren tartışmalara tanık olmuş komşular,
  • Aile bireyleri, kardeşler, anne-baba,
  • Ortamda bulunmuş arkadaşlar,
  • Belirli bir yaşın üzerindeki çocuklar

tarafından verilecek ifadeler, davacının anlattıklarını destekleyebilir. Tanıklar, olayları mümkün olduğunca somut tarih, yer ve örneklerle anlatmalıdır.

Yazışmalar ve Mesajlaşmalar

WhatsApp, SMS, e-posta ve sosyal medya mesajları, eşin kullandığı üslubu, hakaretleri, tehditleri, baskı kurma biçimini doğrudan ortaya koyabilir. Bu nedenle:

  • Hakaret ve tehdit içeren konuşmalar silinmemeli,
  • Ekran görüntüleri alınmalı, mümkünse
  • Mahkemece bilirkişi incelemesine elverişli formatta sunulmalıdır.

Sağlık ve Psikolojik Destek Kayıtları

Psikolojik şiddete maruz kalan eş, zamanla kaygı bozukluğu, depresyon, uyku sorunları gibi ruhsal problemler yaşayabilir. Psikiyatri/psikolog başvuruları, reçeteler, raporlar ve tedavi süreçlerine ilişkin belgeler, psikolojik şiddetin kişinin sağlığı üzerinde olumsuz etki bıraktığını ortaya koyar.

Resmî Başvurular ve Koruma Kararları

Şiddet sebebiyle polise, savcılığa veya Aile Mahkemesi’ne başvurulmuş ve 6284 sayılı kanun kapsamında koruma kararı alınmış ise, bu belgeler mahkeme nezdinde önemli delil niteliğindedir. Sürekli şikâyetler, tutanaklar ve başvurular, şiddetin sürekliliğini göstermesi açısından da değerlidir.

Yargıtay Uygulamasında Psikolojik Şiddet Örnekleri

Yargıtay, psikolojik şiddet içeren pek çok olayda boşanma kararı vermiş; örneğin:

  • Eşini sürekli ailesinin yanında yaşamak zorunda bırakan,
  • Devamlı hakaret eden, aşağılayan ve küçümseyen,
  • Sürekli kıskançlık, baskı ve kontrol ile evlilik hayatını çekilmez hale getiren,
  • Tehdit ve korkutma yoluyla psikolojik baskı kuran

eşlerin davranışlarını psikolojik şiddet ve evlilik birliğini temelinden sarsan kusurlu eylemler olarak değerlendirmiştir. Bu içtihatlar, psikolojik şiddetin mahkemelerce ciddiye alındığını ve boşanma sebebi olarak kabul edildiğini göstermektedir.

Psikolojik Şiddetin İspatında Sık Yapılan Hatalar

  • Delil toplamadan dava açmak: Sadece sözlü anlatıma dayalı, delille desteklenmeyen davalarda ispat güçleşir.
  • Genel ve soyut anlatım: “Bana sürekli kötü davrandı” gibi genel cümleler yerine, tarih, yer ve örnek içeren somut anlatımlar tercih edilmelidir.
  • Hukuka aykırı delil sunmak: Gizlice alınmış bazı ses ve görüntü kayıtları, özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa mahkemece dikkate alınmayabilir.
  • Şiddeti uzun süre görmezden gelmek: Özellikle TMK m.162 kapsamındaki bazı ağır şiddet vakalarında, belirli süreler içinde dava açılmaması halinde hak düşürücü süreler devreye girebilir.

Psikolojik Şiddet Mağduru Eş İçin Pratik Öneriler

  • Şiddete ilişkin mesaj, yazışma, not, rapor gibi her türlü delili mümkün olduğunca saklayın.
  • Olayları tarihleriyle birlikte kısa kısa not alın; bu notlar daha sonra avukatınız için yol gösterici olacaktır.
  • Ruhsal olarak zorlandığınızı hissediyorsanız, psikolog veya psikiyatri desteği alın; hem sağlığınız için hem de ileride delil niteliği taşıyabilecek raporlar için önemlidir.
  • Şiddet ağırlaştığında, gerekli hallerde karakol, savcılık, Aile Mahkemesi ve 6284 sayılı kanun kapsamında koruma talebi gibi yollara başvurmayı ihmal etmeyin.
  • Mutlaka aile hukuku alanında deneyimli bir avukata başvurarak, somut olayınıza uygun hukuki stratejiyi belirleyin.

Sonuç: Psikolojik Şiddet Delille Güçlendiğinde Boşanma Sebebidir

Psikolojik şiddet, çoğu zaman görünmez olduğu için ispatı zor görünse de, tanık beyanları, dijital kayıtlar, sağlık raporları ve resmî başvurular ile desteklendiğinde boşanma davasında etkili bir şekilde ileri sürülebilir. Önemli olan, yaşananları zamanında kayıt altına almak, delilleri korumak ve usulüne uygun şekilde mahkemeye sunmaktır.

Bu metin yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız ve haklarınızla ilgili olarak mutlaka bir avukattan profesyonel hukuki danışmanlık almanız gerekir.

rüyada ünlü bir psikolog görmek

Rüyada Ünlü Bir Psikolog Görmek Ne Anlama Gelir?

Rüyada Ünlü Bir Psikolog Görmek Ne Anlama Gelir?

Rüyada ünlü bir psikolog görmek, kişinin zihinsel yüklerinden kurtulma isteğini, hayatında bir sorunla baş etmeye çalıştığını ve içsel bir rehber arayışında olduğunu temsil eder. Psikolog, genel olarak bilinçaltında yardım, farkındalık, çözüm ve içsel destek gibi temaları simgelerken; ünlü bir psikolog görmek bu etkilerin daha güçlü ve belirgin yaşandığına işaret eder.

Bu rüya, özellikle son dönemlerde zihinsel yoğunluk yaşayan, karar vermekte zorlanan veya duygusal baskı hisseden kişilerde sık görülür.


1) Psikolojik Yorum: Farkındalık Arayışı

Ünlü bir psikolog görmek, bilinçaltınızın size “kendine dön, kendini duy” mesajı verdiğini gösterir.
Bu rüya:

  • Kendi davranışlarınızı anlamaya çalıştığınızı

  • Duygularınızı çözümleme ihtiyacında olduğunuzu

  • Hayatınızdaki bir durum için profesyonel bir bakış aradığınızı

işaret eder.

Ünlü bir psikolog olması, bu ihtiyacın yoğun ve acil olduğunu gösterir.


2) İçsel Rehberlik ve Doğru Kararı Verme İhtiyacı

Bu rüya, önemli bir karar aşamasında olduğunuzu da gösterebilir:

  • İş değişikliği

  • İlişki ile ilgili bir karar

  • Hayat yönü belirleme

  • Kendini geliştirme isteği

gibi konular gündemde olabilir.

Psikolog figürü, bilinçaltınızın sizi mantıklı ve duygusal olarak dengeli bir karar vermeye yönlendirdiğini sembolize eder.


3) Zihinsel Yüklerden Kurtulma İsteği

Ünlü bir psikolog görmek, son dönemlerde:

  • Yorgunluk

  • Kararsızlık

  • İç sıkıntısı

  • Yoğun düşünceler

  • Stres

gibi baskıların arttığına işaret eder.

Bu rüya, kişinin bilinçaltının destek arayışını simgeler.
Kendinizi dinlenmeye, rahatlamaya veya duygusal boşaltıma ihtiyaç duyarken bulabilirsiniz.


4) Kendini Tanıma ve Gelişim Süreci

Bu rüya, kişinin kişisel gelişim ve içsel dönüşüm sürecine girdiğine işaret eder.
Ünlü bir psikolog, yetkin ve etkileyici biri olduğundan:

  • Kendi potansiyelinizi fark etmeye başladığınızı

  • Kendiniz üzerinde çalışmanız gerektiğini

  • Olgunlaşma sürecinde olduğunuzu

gösteren güçlü bir semboldür.


5) Ünlü Psikolog ile Konuşmak

Eğer rüyada psikologla konuşuyorsanız, anlamı daha derindir:

  • İçinizde biriktirdiğiniz duyguları dışa vurma isteği

  • Bir konuda çözüm arayışı

  • Hayatınızdaki düğümlerin farkına varma

gibi temalar öne çıkar.

Psikologun söyledikleri, genellikle bilinçaltınızın size ilettiği mesajlardır.


6) Ünlü Psikologdan Tavsiye Almak

Bu rüya, ciddi bir konuda destek, yönlendirme veya netlik aradığınızı gösterir.
Hayatınızdaki bir durumla ilgili:

  • Belirsizlik yaşıyor

  • Kiminle konuşsanız da tatmin olmuyor

  • Profesyonel bir görüş arıyorsunuz

anlamına gelir.

Bu aynı zamanda kendinize daha fazla değer verme, kendinizi geliştirme ihtiyacını da simgeler.


7) Ünlü Psikologun Sizinle İlgilenmesi

Eğer psikolog rüyada sizi dinliyor, not alıyor veya ilgileniyorsa:

  • Duygusal olarak fark edilme isteği

  • Anlaşılma ihtiyacı

  • Değer görme arzusu

gibi temaları vurgular.

Bu rüya özellikle hassas veya yoğun süreçler yaşayan kişilerde ortaya çıkar.


8) Olumsuz Yorumu: Duygusal Baskı ve Sıkışmışlık

Bazı durumlarda bu rüya, kişinin:

  • Kendini baskı altında hissettiğini

  • Fazla sorumluluk yüklendiğini

  • İçsel çatışmalar yaşadığını

da gösterebilir.

Bu rüyayı sık görmek, destek alma ihtiyacının arttığını gösterir.


Sonuç: Rüyada Ünlü Psikolog Görmek Ne Mesaj Verir?

Bu rüya genellikle olumlu bir semboldür ve kişinin:

  • Kendini geliştirme isteğini

  • Zihinsel toparlanma sürecine girdiğini

  • Çözüm arayışında olduğunu

  • İçsel rehberlik almaya açık olduğunu

gösterir.

Aynı zamanda kişinin bilinçaltı, “yalnız değilsin, destek almalısın” mesajı da verebilir.

tembellik ve üsengeclik arasindaki fark

Tembellik ve Üşengeçlik Arasındaki Fark

Tembellik ve Üşengeçlik Arasındaki Fark: Psikolojik Bir Değerlendirme

Tembellik ve üşengeçlik Günlük hayatta çoğu kişi kendini bazen tembel, bazen de üşengeç hissettiğini söyler.
Fakat klinik psikoloji açısından bu iki kavram birbirinden oldukça farklıdır.
Bu farkı anlamak, kişinin kendini daha iyi tanımasını ve gerektiğinde profesyonel destek almasını sağlar.

Aşağıda tembellik ve üşengeçlik arasındaki farkları, davranışsal örnekleri, psikolojik yorumları ve uzman değerlendirmelerini bulabilirsiniz.


Tembellik Nedir? (Yorumlu Açıklama)

Tembellik, kişinin yapması gereken bir işi bilmesine rağmen,
motivasyon eksikliği veya sorumluluk almak istememesi nedeniyle harekete geçmemesidir.

🟦 Uzman Yorumu:
Tembellik, genellikle alışkanlık haline gelmiş bir davranış biçimidir. Kişi zorlukla yüzleşmekten kaçınabilir, sorumluluk almayı erteleyebilir ve konfor alanından çıkmak istemeyebilir.


Üşengeçlik Nedir? (Yorumlu Açıklama)

Üşengeçlik, kişinin yapmak istediği bir şey olsa bile,
o anki fiziksel veya zihinsel enerjisinin düşük olması nedeniyle eyleme geçmekte zorlanmasıdır.

🟩 Uzman Yorumu:
Üşengeçlik, çoğu zaman geçici bir durumdur. Stres, yorgunluk, yoğun iş temposu veya uykusuzluk, kişide “başlasam yaparım ama şimdi gözüm almıyor” hissini tetikler.


Tembellik ve Üşengeçlik Arasındaki Temel Farklar (Tablo)

Özellik Tembellik Üşengeçlik
Süreklilik Uzun süreli ve alışkanlık haline gelir Geçici, dönemsel
İstek Düzeyi Kişi yapmayı istemez İster ama o an enerjisi yoktur
Motivasyon Düşük ve kalıcı Zaman zaman düşer
Psikolojik Temel Kaçınma, sorumluluk almama Yorgunluk, stres, tükenmişlik
Sebep Konfor alanından çıkmak istememe Yorucu günlük yaşam, mental yük
Sonuç İşlerin kronik olarak ertelenmesi Kısa süreli erteleme
Önerilen Yaklaşım Davranışsal alışkanlık değişimi Enerji yönetimi, stres azaltma

Psikolojik Açıdan Farkı Nasıl Anlarız? (Yorumlu Maddeler)

1) Bir şey yapmak istemiyor musunuz, yoksa gücünüz mü yok?

  • Eğer istemiyorsanız → tembellik

  • Eğer isteyip kalkamıyorsanız → üşengeçlik

2) Bu durum günlerce sürüyor mu?

  • Günlük veya haftalık değişiyorsa = üşengeçlik

  • Uzun vadeli devam ediyorsa = tembellik veya kaçınma davranışı

3) Görevden mi kaçıyorsunuz, yorgunluktan mı?

  • Görevle yüzleşmek istemiyorsanız = tembellik

  • Enerjiniz düşük olduğu için erteliyorsanız = üşengeçlik


Tembellik ve Üşengeçliğin Nedenleri

Tembellik Nedenleri

  • Sorumluluk almaktan kaçınma

  • Mükemmeliyetçilik → “mükemmel yapamayacaksam hiç yapmayayım” düşüncesi

  • Rahat alan bağımlılığı

  • Kendine güven eksikliği

  • Hedef belirleyememe

Üşengeçlik Nedenleri

  • Yorgunluk ve uykusuzluk

  • Stres, yoğun tempo

  • Duygusal tükenmişlik

  • Enerji yönetiminde zorluk

  • Vitamin eksiklikleri (B12-D eksikliği gibi)

  • Depresyonun hafif belirtileri


Hangi Durumda Bir Uzmana Başvurmak Gerekir?

Aşağıdaki durumlar varsa profesyonel destek önerilir:

  • Günlük işlere başlamakta ciddi zorlanma

  • Sürekli yorgun hissetme

  • İşleri son ana bırakma alışkanlığının kronikleşmesi

  • Tükenmişlik, isteksizlik ve motivasyon kaybı

  • Hayat kalitesinin düşmesi

  • Konsantrasyon sorunları

  • Kendini sürekli “başarısız” veya “yetersiz” hissetme

🟧 AnkaraUzmanTerapi uzman yorumu:
Bu belirtiler depresyon, tükenmişlik sendromu veya dikkat-dağınıklığı temelli sorunlarla ilişkili olabilir.
Erken destek almak hem motivasyon hem de yaşam kalitesini artırır.


Tembellik mi, Üşengeçlik mi? Mini Kendini Değerlendirme Testi

Aşağıdaki sorulara “Evet” diyorsanız → üşengeçlik
“Sık sık / sürekli” diyorsanız → tembellik veya kaçınma davranışı

  1. “Yapmak istiyorum ama içimden gelmiyor” → Üşengeçlik

  2. “Net bir isteğim yok, yapmak da istemiyorum” → Tembellik

  3. “Başlasam devam ederim ama başlamak zor” → Üşengeçlik

  4. “Genelde işlerimi son dakikaya bırakıyorum” → Tembellik/Erteleme

  5. “Son zamanlarda çok yorgunum” → Üşengeçlik


Sonuç: Farkı Bilmek Davranışı Değiştirir

Tembellik ve üşengeçlik aynı kavramlar değildir.
Bu farkı bilmek, doğru alışkanlıkları geliştirmeyi ve gerektiğinde çözüm üretmeyi kolaylaştırır.

  • Üşengeçlik → enerji yönetimi ile düzelir.

  • Tembellik → davranışsal değişim ve motivasyon çalışmaları ile aşılır.


AnkaraUzmanTerapi Desteği

Bu durumla başa çıkmakta zorlanıyorsanız,
AnkaraUzmanTerapi uzman psikologları, sizin için kişiselleştirilmiş motivasyon çalışmaları,
alışkanlık geliştirme programları, duygusal tükenmişlik terapileri ve bilişsel davranışçı yöntemler sunmaktadır.

rüyada eski sevgilinin arkadaşını görmek

Rüyada Eski Sevgilinin Arkadaşını Görmek Ne Anlama Gelir?

Rüyada Eski Sevgilinin Arkadaşını Görmek Ne Anlama Gelir? Rüyada eski sevgilinin arkadaşını görmek, doğrudan eski …

Öfke Kontrolü Testi 10 Soru

Öfke Kontrolü Testi – Öfkenizi Tanıyın, Tepkilerinizi Yönetin Öfke, insanın doğasında bulunan temel duygulardan …

2026 psikolog seans ücretleri fiyatlaro

2026 Psikolog Seans Ücretleri

2026 Psikolog Seans Fiyatları Ücretleri Genel Rehber Psikoterapi, yalnızca bir “gider” değil; ruh sağlığını …